DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Hüseyin Likoğlu
Hüseyin Likoğlu
Giriş Tarihi : 23-03-2021 00:35

İstanbul Sözleşmesi kurşun geçirmiyor mu?

Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi. Resmi adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”, 11. Haziran 2011 tarihinde bakanlar kurlu kararıyla onaylanmıştı.

Sözleşme ile ilgili uzun yıllardır çeşitli tartışmalar yaşanıyordu. Görünürde kadın ve aile içi şiddeti önleme amacıyla hazırlanan sözleşme, gün geçtikçe sapkınları koruma ve aileye zarar verme özelliği ile tezahür etti.

Hepimizin gözleri önünde cereyan eden olaylar yaşandı. Ne yazık ki sözleşmenin onaylanmasıyla kadınlara yönelik şiddet azalmadı. Bu konuda yapılan yasal düzenlemelerle önemli mesafeler alındı, şiddet uygulayanlar ağır cezalara çarptırıldı ancak şiddetin önlenmesi konusunda da istenilen noktaya ne yazık ki gelinemedi.

Sözleşmeye ideolojik anlam yükleyenler, kadın şiddetinden çok farklı bir ajanda ile hareket etti. Toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında maalesef sapkın azınlıkların meşrulaştırılması ve alenileşmesine hizmet edildi.

İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesinin ardından ortaya çıkan tablo ve eleştirilere bakınca bu çarpık anlayışı çok daha net bir şekilde görmüş olduk. Sözleşmenin iptal edilmesiyle çok daha fazla kadın şiddete ve tacize maruz kalacakmış.

Öyle anlatıyorlar ki dersiniz milyonlarca erkek, İstanbul Sözleşmesi var diye kendini tutuyor da sözleşmenin iptal edildiğini duyunca hemen saldırıya geçecek. Hâlbuki bu cinayetleri işleyen veya tacizlerde bulunanlar, sözleşme olmadan önce de, sözleşme yürürlükteyken de vardı ve ne yazık ki sözleşme feshedildikten sonra da var olacaklar.

Bütün mesele caydırıcılık ve bu suçu işleyenlere hak ettikleri cezayı vermektir. Nitekim bu konuda gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bundan sonra da ihtiyaç varsa yapılmalıdır ve yapılacaktır.

Bu konuda iyi niyetli eleştiri ve yaklaşımı olanlar varsa buyursunlar tekliflerini sunsunlar. İstanbul Sözleşmesi ile bu konuda bir ilerlemenin sağlanmasının mümkün olmadığını 10 yıllık tecrübe göstermiştir. Eğer kadın ve aile içi şiddeti önlemeye yönelik bir arayış varsa bunun İstanbul Sözleşmesi’nin dışında aranması gerekir.

Sözleşmenin iptali üzerinden feveran edenlerin büyük kısmının kimler olduğunu hangi sâiklerle hareket ettiğini ve daha önce hangi sebeplerle meydana döküldüklerini biliyoruz. İyi niyetli yaklaşım içinde olanları istisna tutarak, şu hususu hatırlatmak istiyorum. Bu sözleşmenin arkasına sığınarak milyon dolarlarla niye finanse edildiğinizi de biliyoruz.

Öte yandan İstanbul Sözleşmesi kalktı diye her şeyin süt liman olacağını düşünenler de yanılıyor. Toplumsal olaylar ve sosyolojik olgular sözleşmelerle ortadan kaldırılacak veya düzeltilecek hususlar değildir. Sözleşme feshedildi diye sapkınlık ve ahlaksızlığın yok olmayacağını herkesin bilmesi lazım.

Kimsenin İstanbul Sözleşmesi’ne çelik yelek muamelesi yapmasına gerek yok. Sözleşmenin bir çözüm getirmediği ve getirmeyeceği gün gibi ortaya çıkmıştı. Çekilmek en doğru karardı ama asıl iş şimdi başlıyor.

Değişmesine karşı çıkmışlardı şimdi de uygulanmasına karşılar

Terörle arasına mesafe koymak bir yana, her geçen gün daha fazla terörle iç içe geçen HDP ile ilgili Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Başsavcılık, HDP’nin kapatılması talebiyle hazırladığı iddianameyi Anayasa Mahkemesi’ne gönderdi. Böylece resmen süreç başlamış oldu. Yüksek Mahkeme, Anayasa’da belirtilen sürece uygun hareket edip nihayetinde bir karar verecek.

Diğer olaylarda olduğu gibi HDP’ye açılan davada da aynı koro başladı söylenmeye, “Parti kapatmak çare değil, siyasi partilerin kapatılması doğru değil.” Evet, Türkiye deneyimlerine baktığımızda çok doğru bir tespit.

Parti kapatmak çare değil, iyi de Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda ve ilgili tüm mevzuatta partilerin kapatılabileceği hükmü yer alıyor. Üstelik bu hükümlerin ortadan kaldırılması için 2010 yılı Anayasa değişikliği çalışmaları sırasında konu gündeme gelmiş, değişiklik teklifine eklenmiş, hatta birinci tur oylamada 330’un üzerinde oy almış, ancak ikinci tur oylamada sizin Meclis’i terk etmeniz neticesinde 327 oyda kalmış ve madde teklif paketinden düşmüş.

Dün değiştirilmesine karşı çıktığınız Anayasa’nın bugün uygulanmasına karşı çıkıyorsunuz. Anayasa ve yasalarda ilgili suçları işlemesi halinde partilerin kapatılabileceği hükümleri yer alıyor mu, alıyor. Peki, buna rağmen anayasa ve yasalar görmezden mi gelinsin…

Hâ… Şunu söylüyorsanız, size şapka çıkartılır: “Evet Anayasa ve yasalarda partilerin ilgili suçları işlemesi halinde kapatılabilir hükmü var ama HDP o işleri işlememiştir, dolayısıyla anayasa ve yasalarda yer alan hükümler HDP’ye uygulanamaz. ” Bunu diyorsanız, hiçbir itirazımız yok. Ancak burada da küçük bir sorun var; bunu söylemek size-bize düşmez. Buna ancak yargı karar verir. Bir suç isnadında kim bulunabilir ve bunu kim karara bağlar, açıkça Anayasa ve yasalarımızda yer alıyor. Suç isnadında savcı bulunur, kararı da mahkeme verir.

Ama yok, “Biz bu işin mahkemeye taşınmasını istemiyoruz” diyorsanız, o zaman 2010 yılında Meclis Genel Kurulu’ndan kaçmayacaktınız…

YENİŞAFAK

NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor1024
  • 2Hatayspor1020
  • 3Beşiktaş1020
  • 4Alanyaspor1020
  • 5Fenerbahçe1019
  • 6Fatih Karagümrük1018
  • 7Konyaspor1017
  • 8Galatasaray1017
  • 9Altay1015
  • 10Adana Demirspor1013
  • 11Başakşehir FK1012
  • 12Gaziantep FK1012
  • 13Yeni Malatyaspor1012
  • 14Sivasspor1011
  • 15Kayserispor1011
  • 16Giresunspor109
  • 17Antalyaspor109
  • 18Göztepe108
  • 19Kasımpaşa106
  • 20Çaykur Rizespor104
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
Bursa Asansör