İNTERNET , REKLAMLAR VE ÇOCUK

 

İNTERNET : BİR İKİLEM

 

          Yirmibirinci yüzyılında yaşayan ve özellikle bilişim teknolojileriyle gerçekleşen dönüşümler toplumları farklı bir ikilemle karşılaştırmıştır. Bir yanda bilişim teknolojilerinin getirdiği rahatlık , bilgiye erişim kolaylığı ; diğer yanda yeni ortamlarla ortaya çıkan ve de nasıl başedileceğine dair bir bilgiye sahip olunulmayan sorunlar yumağı içiçe gimiştir. Sorun alanları genellikle güvenlik,   kişisel haklar , fikri mülkiyet , kaliteli sistemler üretme sorumluluğu , bilişim teknolojilerinin zarar yaratması durumunda bunu üstlenme yükümlülüğü , teknolojinin yaşam kalitesi üzerindeki etkisi gibi konularda yoğunlaşmaktadır.(Dedeoğlu , 2001). Sözü edilen sorunlar çocuklara yönelik internet reklamlarında da gözlenmektedir. Geleneksel , kitle iletişim araçlarındaki reklamlardan çok daha etkili reklam uygulamaları internet ortamında birebir çocuklara yönelik olarak yapılabilmekteditr.

         Bilişim teknolojilerinden internet, kütüphane ortamının çok ötesinde bir çalışma , haberleşme , eğitim yayın ve ticaret ortamıdır. İnternet bir tekolojidir .Özellikle ise sürekli değişen , teknolojik gelişmeyi içinde taşıyan , ona öncülük eden bir ortam ve geleceğin toplumunun bir önceki modeli olmasıdır. (Akgül, 1998). Türkiye’de 250 bin, tüm dünyada ise 100- 200 milyon arasında kullanıcısı olan İnternet’in bağlantısını gerçekleştirirken kendi ülkesinin dilini, değerlerini ve kimliğini de kollamak durumundadır. ( Moble ve Wilson , 1998).

         Çağın iletişim ortamı sayılan  İnternet , haberleşme , eğitim , yayın , ticaret alanlarında sonsuz olanaklar sunmasına karşın, çocuklar için sakıncalı olabilecek materyalleri de içermektedir. (Odabaşı , 1998). Çocukların istenmedik belge ve görüntülere ulaşmalarını engellemek amacıyla getirilen filtre uygulaması ise kimi zaman filtre programının yetersizliğinden – kimi zaman ise filtre programlarının kaldırılma sürelerinin çocukların erişim zamanlarına denk gelmesinden kaylaklanan bir sorunu gündeme getirmektedir. Dolayısıyla filtreleme tek başına sorunu çözmekte yetersiz kalmaktadır.

        Pennsylvania Üiversitesi Annenberg Kamu Politikası Merkezinin İnternet ve Aile Birinci Ulusal Araştırma Raporunda bu ikilem bir araştırma özü olarak şçyle bilirtilmektedir;  ‘Çocuklarımızın İnternet’e gereksinimleri var ancak İnternet’e girerlerse korkun!’ (Turow , 1999). Aynı araştırmanın bulguları şu sonuçları ortaya koymatadır.

  • Ailerinin %75’i çocuklarının İnternet’te cinsel görüntülere maruz kalacağı ve özel kimlik bilgilerini aktaracağı korkusunu taşımaktadır.
  • Ailelerin eğitimli ve yüksek gelirli olması İnternet’e bağlanmalarında önemli bir değişken değildir .
  • İnternet bağlantısı bulunan evlerin %32’sinde bir filtre programı kullanılmaktadır.

     İnternet Türkiye’de halen istenilen düzeyde yaygılaşmamış olamasına rağmen büyük kesimleri etkisine alan bir bilişim ağı haline gelmiştir. İnternet’e erişim paketleri artık gazeteleri promosyon kalemleri arasına girmiş durumdadır. Amerika’da gerçekleştirilen bir araştırmada ailelerin %42’sinin gazete aboneliği %52’sininise İnternet aboneliği bulunması bu yaygınlığı açıkça ortaya koymaktadır. (Woodard, 2000) İnternet bilindiği üzere İnternet Servis Sağlayıcıları aracılığıyla topluma ulaşmaktadır. İnternet Servis Sağlayıcıları kullanıcılarının hoş ve tatmin edici bir vakit geçirebilmeleri için ellerinde geleni yapsalar da, bağlantıya giren herkesi kontrol etme gücünden yoksundurlar. İnternet’te isteyen herkes; şirket , devlet, kurum ya da birey olsun , yayın yapabilir. Dolayısıyla ile İnternet etiği büyük oranda bireylerin ve özellikle reklamverenler ile pazarlama şirketlerinin etik anlayışına bağlıdır.

         İNTERNET : ÇOCUKLARIN SÖZ KONUSU İSE

                   Türkiye’de özellikle de yaygınlaşan İnternet Cafeler aracılığıyla, İnternet kullanıcılarının çoğunluğunu ilk ve ortaöğretim çağı çocukları oluşturmaktadır. Küresel bir ortam olan İnternet , çocuklar için muhteşem olanaklar sunmasının yanında , çocuklar için zararlı olabilecek içerikleri de taşımaktadır. İnternet reklamlarının çocuklara yönelmesinde , çocukların yüksek harcama reklamlarının çocuklara yönelmesinde , çocukların yüksek harcama kapasitelerinden dolayı önemli bir hedef pazar oluşturmaları önemli bir etkendir. Diğer bir iletken ise , çocukların reklamlar aracılığıyla birer satış aktörü olarak kullanılabilme durumunda olmasıdır.  Ancak çocuklar bilişsel gelişimlerini bütünüyle tamamlamış olmamalarından dolayı analitik ve yargılayıcı değerlendirmelerden yoksundurlar. Özellikle şu konulardaki yetersizlikleri gözardı edilemez (Austın ve Reed , 1999).

  • Çocuklar gördükleri bilgilerin doruluğunu tam olarak değerlendiremezler .
  • Reklam verenlere verdikleri bilgilerin yapısını ve önemini tam olarak anlayamazlar.
  • Pazarlama ile eğlence arasındaki farkı yargılayamazlar.
  • Pazarlama amaçları ile eğlenceli olarak yaratılan karakterleri gerçek anlamlarında değerlendiremezler.
  • İnternette yabancılarla etkileşime girmenin tehlikelerini farkedemezler.
  • Etkileşimi İnternet oyunları ile reklam arasındaki farkı değerlendiremezlar.

 

 

İnternet’te çocuk güvenliği üzerinde çalışmaları olan Safekids kuruluşlarının bir dökümanına göre İnternet’te çocukları bekleyen tehlikeler şöyle sıralanabilir. (Magid , 1998):

 

Uygunsuz Belgelere Maruz Kalma

     

 Çocukların girdikleri sitelerde, cinsellik , nefret ya da şiddet yüklü materyallerle karşılaşmaları. Bunlar, satışa çıkartılan ürünler biçiminde de olabilmektedir. Kolay erişim ile çocuklar ürünlere ve reklamlarına maruz kalabilmektedir.

 

Fiziksel Taciz

 

  Kötü niyetli kişilerce adres alınıp ya da randevuleşip çocukların fiziksel tacize uğramaları Çocukların , karşı taraftaki kişinin gerçekten kim olduğunu , çocuk olup olmadığını belirleyebilmeleri olanaksızdır. Çocuk kimliğinde karşılaştırma herhangi biri çıkabilmektedir.

 

Yasal ve Mali Riskler

 

   Çocuklar aracılığıyla ebevyenlerinin kredi kartı numaralarına, bank şifreleriyle ulaşıp maddi zarar verilmesi. Gereksiz ve fazladan ödemelere muhatap edilip, çocukların bu zaaflarından yararlanılabilmektedir.Çocukların hem kendileri hem de aileleri için riskler taşıyan reklamlar söz konusu olabilmektedir.

 

 İnternet Aracılığıyla İstenmeyen Kişilerle Tanışma

 

Fazla olası görülmeyen ancak çocuklar için en fazla risk taşıyan durumlardan birisi, çocukların İnternet’de kendilerine zarar verebilecek kötü niyetli kişilerle tanışmalarıdır . Fiziksel tacizle de sonuçlanabilecek bu tür tanışmalarda , çocuğun yagılarının ve ruhsal bütünlüğünün zedelenmesi de hedeflenebilir.

 

Kişisel Bilgilerin Açıklanması

 

   Adres , telefon numarası , kredi kartı numaraları  gibi kişisel blgiler, çocuğu ve yakın çevresini riske sokabilecek bilgilerdir. Özellikle pazarlama ve reklam amacıyla birçok site bu bilgileri istemektedir. Ödüllü yarışmalar , etkileşimli oyunlar, chat odaları tartışmaları ve çocuk kulüpleri bu konuda örnek gösterebilir. Kişisel bilgilerin edinilmesi ve paylaşılması izin almadan yürütülebilmektedir. Çocuklara bu tür bilgileri vermeden önce mutlaka ebeveynlerine danışmaları yönünde davranış kazandırılmasıdır.

 

Kavgaya Karışmak

 

    İnsanların yüzyüze konuşmalarına eşlik eden beden dili , İnternet’teki tartışmalarda eksik kalmaktadır. İnsanların birbirlerini yanlış anlamalarını kolaylaştıran bu eksiklik İnternet’te kuvvetli tartışmalara yol açmaktadır. Çocuklara başkalarının düşüncelerine saygılı yaklaşmaları kendilerini ve başkalarını örseleyecek kavgalara girmemeleri salık verilmelidir.

 

Tehdit Alma /Etme

 

     Çocuklar İnternet ortamında tehditlere maruz kalabildikleri gibi, kendileri de başkalarını tehdit edebilir. Okuldaki bi anlaşmazlık ya da düşmanlık İnternet ortamına taşındığı zaman zararı daha büyük olmaktadır. Örneğin sınıfta kızdığı  bir arkadaşına ilişkin bilgileri İnternet’e taşıyan çocuklar karşı taraf için büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

 

Uygunsuz İçerikler

 

     İnternet siteleri arasında çocuklar için uygun olmayan malzemeler barındıran birçok site mevcuttur. Cinsel veya şiddet içerikli bu siteler henüz düşünce , deneyim ve yargı yapıları tam oturmamış çocuklar için risk taşımaktadır. WEB sayfalarında kullanılan terminolojilerde abartılı , yanıltıcı reklam mesajlar bulunabilmektedir. Reklamcılar diğer İnternet sitelerine bağlantılarla denetim ve limit getirebilmelidirler.

     Özel hayatın gizli tutulması demek sadece, ad, adres, telefon numarası gibi bilgilerin gizli tutulması demek değildir. Elektronik ticaretin de büyük yaygınlık kazandığı İnternet ortamında birşeyler pazarlamak isteyen ticari kuruluşlar sa çocuklar için büyük risk taşımaktadır.Federal Ticaret Komisyonunca yapılan bir araştırmaya göre 674 ticari İnternet sitesinde sadece %14’ü topladıkları bilgileri nasıl yönlendirdiklerini,  %2’si de gizlilik politikalarını açıkça belirtmektedirler (Magid , 2001)

 

     Bir İnternet araştırmaları kuruluşu olan Jüpiter , 2002 yılına kadar ilk ve ortaöğretim çağındaki çocukların sanal ortamda 1.3 milyar dolar harcayacağını belirtmektedir. Bu miktarın Pazar payı içerisinde fazla bir yer tutmadığını belirten yetkililer, anne-babaların alışverişlerindeki çocuk etkisini yani faktörünü işe katınca çocukların pazardaki gerçek etkisinin ortaya çıktığını savunmaktadırlar.

 

  • Çocuklardan istenen kişisel bilgilerin ne amaçla ve nasıl kullanılacağı açıkça belirtilmelidir.
  • Çocukların alınan kişisel bilgiler kullanılmadan önce  ebeveynlerden bir şekilde onay alınmalıdır. Bu onay faks, email ya da ücretsiz bir telefon hattı aracılığıyla yapılabilir.
  • Ebevyenlere çocukların alman kişisel bilgileri başka yerlerde ve başka amaçlarla kullanımını önleme hakkı tanınmalıdır.

 

Bu yasa ile Web’deki kullanıcılar arasında en korumasız durumunda olan çocukların Web’deki manipulatif reklam uygulamalarından korunması hedeflenmektedir. Yine bu yasa ile İnternet’in yasal uygulamaları konusunda ilk adım atılmış olmaktadır.

 

Yasayı ihlal eden ve bu anlaşmaya uymayan siteler 100.000 dolarlık bir para cazası yanında, sitelerini kapatmak zorunda kalacaklardır. Yasal düzenlemeler bu konuda tek ve yeterli bir yol değildir. İnternette denetim ve etik uygulamalar özgürlüğü kısmadan ve sansürcü bir anlayışa yönelmeden ilgili kesimlerin sorumluluklarını yerine getirmeleri ile gerçekleşebilmektedir. Ebevyenler, kamu kesimi, özdenetimi savunan sanayi ve ticaret birlikleri, e-ticaret şirketleri ile okullar bu konudaki kesimlerin oluşturmaktadırlar ve hepsinin ortak ve ayrı ayrı sorumlulukları vardır.