İzmit Körfezi’nin temizliği kapsamında çıkarılan ve bertarafı güç olan dip çamuru, ekolojik bir projeyle seramik yapay resiflere dönüştürülerek deniz ekosistemine kazandırılacak. 19 Eylül’de suya indirilecek resifler, bir yıl boyunca deniz canlılarının tutunması ve oluşturacağı yaşam alanı açısından bilimsel olarak izlenecek.
Kocaeli Üniversitesi yürütücülüğünde, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Değirmendere Sualtı Topluluğu (DESSAT) iş birliğiyle "Kenar Etkisi" projesi hayata geçirildi. Dört aşamadan oluşan kıyı ve deniz ekosistemi restorasyonu çalışması kapsamında, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen 8 seramik sanatçısı körfezden çıkarılan dip çamurunu işleyerek yapay resifler üretti.

19 Eylül’de su altına indirilecek
Hazırlanan sanat eserleri, 19 Eylül’de düzenlenecek programla su altı paraşütü sistemi kullanılarak körfezde 8, 13 ve 16 metre derinliklere yerleştirilecek. Dipten çıkan çamurun tekrar tabana kazandırılması yönüyle dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan proje kapsamında, yapay resiflerin dayanıklılığı ve dip canlılarının bu yapılara tutunma süreçleri dalgıçlar tarafından 1 yıl boyunca bilimsel olarak takip edilip kayıt altına alınacak. Projenin başarılı olması halinde uygulamanın ülke genelindeki uygun alanlara yayılması hedefleniyor.

"Amacımız, yalnızca sanatsal bir çalışma ortaya koymak değil"
Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Fatoş Su Özkarataş, projenin 4 ayaktan oluştuğunu belirtti. Projenin ilk ayağında, Marmara Denizi Körfezi’nden çıkarılan dip çamurundan hazırlanan seramik çamuruyla Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen 8 seramik sanatçısının yapay resifler ürettiğini aktaran Özkarataş, hazırlanan eserlerin deniz tabanına yerleştirileceğini söyledi. Özkarataş, projenin ikinci ayağında ise pilot olarak belirlenen iki dere ağzına, kentten denize ulaşan atıkları tutmak amacıyla sanatsal enstalasyonlar yerleştirildiğini ifade etti. Özkarataş, "Amacımız, yalnızca sanatsal bir çalışma ortaya koymak değil, enstalasyonlarda biriken atıklarla kentin zamanla nasıl bir çöp alanına dönüştüğünü görünür hale getirmek. Projenin bir diğer ayağı ise iklim değişikliği nedeniyle denizden şehre doğru kaçmaya çalışan ve köprü altında sıkışan bir balığın tasvir edildiği kıyı enstalasyonu yer alıyor" dedi.

"Biz denizden dönüştürdüğümüzü, denizdeki canlılara tekrar yuva olarak veriyoruz"
Özkarataş, proje kapsamında oyunculuk bölümü öğrencileri ve bir performans sanatçısının, denizden çıkarılan atıklar ve aynaları kullanarak performans gerçekleştirdiğini anlattı. Performansla izleyicilerin deniz kirliliğiyle yüzleşmesini hedeflediklerini belirten Özkarataş, Değirmendere’de başlatılan pilot çalışmanın ilerleyen süreçte geliştirilerek ulusal ve uluslararası düzeye taşınmasının hedeflendiğini söyleyerek şöyle konuştu:
"Körfez’de bertaraf edilmesi çok zor olan dip çamuru var. Bertaraf edilmesi güç olan çamuru dönüştürüp sanatsal malzeme haline getiriyoruz ve sonra tekrar denize yerleştiriyoruz. Dere ağızlarında da atık malzemelerle filtreleyici enstalasyonlar yapıyoruz. Biz denizden dönüştürdüğümüzü, denizdeki canlılara tekrar yuva olarak veriyoruz ve filtreleyici enstalasyonlar yapıyoruz. Kıyı performansları gerçekleştiriyoruz. Doğa meselesi bir ulus meselesi değil, ekonomi meselesi değil, etnik bir mesele değil, bir din meselesi değil. Hepimizi ilgilendiren bir mesele. Gidecek başka evimiz yok."

Yapay resifler farklı derinliklere yerleştirilecek
DESSAT Başkanı Murat Kulakaç da "Kenar Etkisi" projesinin kıyıdan kaynaklanan kirliliğe dikkati çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Proje kapsamında deniz tabanından çıkarılan çamurdan su altı yapay resifleri ürettiklerini ifade eden Kulakaç, eserleri yeniden deniz ekosistemine kazandırmayı hedeflediklerini söyledi.
Hazırlanan eserlerin 19 Eylül’deki lansman kapsamında özel bir teknikle deniz tabanına indirileceğini aktaran Kulakaç, 8, 13 ve 16 metre derinliklere yerleştirilecek 3 eserin bir yıl boyunca gözlemleneceğini bildirdi. Kulakaç, "Bilimsel verileri proje danışmanımız hocalarımızla paylaşarak veri elde edeceğiz. Bir yıl sonunda da dip çamurun dayanıklılığı, dip canlılarının tutunumu ve dipteki canlı yaşam alanı etkilerini, verilerini elde etmiş olacağız" ifadesini kullandı.
Pilot bölgede elde edilecek sonuçların olumlu olması halinde çalışmaların Kocaeli’nin diğer bölgelerine ve uygun alanların bulunduğu farklı bölgelere taşınmasının planlandığını kaydeden Kulakaç, dipten çıkarılan çamurun yeniden deniz tabanında değerlendirilmesinin proje açısından önem taşıdığını ifade etti.

Dipten çıkan çamurun tekrar dibe kazandırılması ilk kez yapılıyor
Murat Kulakaç, yapay resiflerin dayanıklılığının yanı sıra deniz canlılarının eserlere tutunmasının da takip edileceğini belirterek, dalgıçlar tarafından düzenli olarak fotoğraf ve video çekimleri yapılacağını aktardı. Projenin başarılı olması halinde yapay resiflerin dip çamurundan üretilmesinin yaygınlaştırılmasını istediklerini dile getiren Kulakaç, şöyle devam etti:
"Bu bizim için çok önemli. Dipten çıkan çamurun tekrar dibe kazandırılması ilk kez yapılan bir şey. Eğer bu proje başarılı olursa, bundan sonra tüm yapay resiflerin dip çamuruyla yapılmasını arzu ediyoruz. Yapay resifler çok önemli çünkü canlılar belli alanlarda sığınacak yuva bulamıyor. Onlara bir yuva yapmamız lazım. Nasıl karada insanlara ev yapabiliyor ve yaşam alanları sağlıyorsak, su altı canlılarına da yaşam alanları sağlamamız lazım. Bunları tabii ki bilimsel yolla ölçüp bu işi yapmamız gerekiyor. Yaptığımız bu eserlerin de bu işte çok faydalı olacağını düşünüyorum. Bunu, yapacağımız fotoğraf, video ve bilimsel çıktılar sonucunda göreceğiz."

Körfezde dip canlılığında artış gözleniyor
Körfezdeki su altı canlılığında son yıllarda değişim gözlemlediğini anlatan Kulakaç, 2004’ten bu yana İzmit Körfezi’nde dalış yaptığını söyledi. Biyolojik arıtma çalışmalarının ardından deniz ekosisteminde olumlu değişimler görülmeye başlandığını belirten Kulakaç, ileri biyolojik arıtmayla bu sürecin daha da ilerlediğini ifade etti. Kulakaç, dip çamuru temizliğinin ardından son bir yılda dip canlılığında önemli artış gözlemlediklerini belirterek, "Bu balıklar aslında vardı ama sayıları çok azdı. Türlerin miktarları çoğalmaya başladı" diye konuştu.