Merkez Bankası PPK özetinde, ’’Ekim ayında beyaz eşya ve tüketici elektroniği gibi dayanıklı tüketim mallarında fiyat artışları devam etmekle birlikte, mevsim etkilerinden arındırılmış temel mal enflasyonunun ılımlı seyrini koruyacağı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan, gıda grubuna ilişkin veriler, taze meyve ve sebze fiyatları kaynaklı olarak mevsimsellikten arındırılmış aylık gıda enflasyonunda yükselişe işaret etmektedir’’ denildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ekim ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetini yayımladı. Özette şu ifadelere yer verildi:
’’Devam eden jeopolitik belirsizliklere bağlı olarak enerji fiyatlarındaki yüksek ve dalgalı seyir sürmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve boyutu enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir. Diğer taraftan, tarım emtia fiyatlarında da olumsuz hava koşulları ve jeopolitik gelişmeler kaynaklı yüksek seyir gözlenmektedir. Bu durum, enflasyon gelişmeleri ve beklentiler üzerinde yukarı yönlü bir başka risk unsuru olarak ortaya çıkmaktadır.
Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde 2026 yılı için olumsuz büyüme görünümü sürmektedir. Diğer taraftan, 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesi ile büyüme oranlarının toparlanması beklenmektedir. Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2026 yılı için yüzde 1,6; 2027 yılı için ise yüzde 2,5 oranında artacağı tahmin edilmektedir.
Emtia fiyatlarındaki oynaklığa bağlı olarak küresel enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskler sürmektedir. Merkez bankaları söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Politika faizi fiyatlamaları gelişmiş ülkelerde faiz artırım yönündeki beklentilerin korunduğuna işaret etmektedir. Jeopolitik gelişmelerin ve El Nio gibi iklim olaylarının yol açtığı olumsuz küresel hava koşullarının neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından fon çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır.

Parasal ve finansal koşullar
Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 11 Eylül-16 Ekim döneminde yüzde 1 seviyesine gerilemiştir. Bu gerilemede kredi kartı ve ihtiyaç kredilerindeki yavaşlama etkili olmuştur. Türk lirası (TL) ticari kredilerde 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 2,3, kur etkisinden arındırılmış yabancı para (YP) ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 1,2 olmuştur.
TL mevduat faiz oranları, 11 Eylül ile biten haftaya kıyasla 102 baz puan azalarak, 16 Ekim ile biten haftada yüzde 42,9 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faiz oranları (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 680 baz puan azalışla yüzde 41,9 seviyesinde olmuştur. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faiz oranları 264 baz puan azalarak yüzde 61,5; konut kredisi faiz oranları 43 baz puan azalarak yüzde 41,5; oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faiz oranları ise 310 baz puan artarak yüzde 43,6 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek amacıyla kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikler yapmıştır. Bu kapsamda, ihtiyaç ve YP kredilerde büyüme sınırı istisnaları güncellenmiş, KOBİ kredilerinin sekiz haftalık büyüme sınırı yüzde 4,5’ten yüzde 5’e yükseltilmiştir. Ayrıca, TL zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranları düşürülmüştür.
TCMB brüt uluslararası rezervleri, 11 Eylül’den bu yana 9,6 milyar ABD doları azalarak 16 Ekim itibarıyla 169,1 milyar ABD dolarına gerilemiştir. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 9 Eylül’den bu yana artarak 21 Ekim itibarıyla 251 baz puan seviyesine gelmiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 21 Ekim itibarıyla 9 Eylül’e kıyasla yüzde 5,5 seviyesine gerilerken, 12 ay vadeli kur oynaklığı ise gerileyerek 17,9 seviyesinde gerçekleşmiştir. Önceki PPK toplantı haftasından 16 Ekim’e kadar, mevcut hesaplama metodolojisi ile elde edilen sonuçlara göre, Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasından 0,5 milyar ABD doları çıkış gerçekleşmiş, hisse senedi piyasasında ise portföy hareketleri yatay seyretmiştir. Toplam olarak 0,5 milyar ABD doları net portföy çıkışı gerçekleşmiştir.

Talep ve üretim
Ağustos ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 1,4 oranında, çeyreklik bazda ise yüzde 1,7 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç perakende satışlar aylık bazda yüzde 0,8 oranında, çeyreklik bazda yüzde 0,3 oranında yükselmiştir. Böylece, altın hariç perakende satışların çeyreklik büyümesi yavaşlamıştır. Aynı dönemde ticaret satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 0,2 oranında artarken, çeyreklik bazda yüzde 1,0 oranında azalmıştır. Hizmet üretim endeksi ağustos ayında aylık bazda yüzde 0,2 oranında, çeyreklik olarak ise yüzde 1,5 oranında artmıştır. Kartla yapılan harcamalar üçüncü çeyrekte çeyreklik bazda yatay seyretmiştir. Beyaz eşya satışları ağustos ayı itibarıyla çeyreklik olarak sınırlı bir artış kaydetmiştir. Otomobil satışları üçüncü çeyrekte, bir önceki çeyrekteki gerilemesini sürdürmüştür. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri hem üçüncü çeyrekte hem de ekim ayı itibarıyla dördüncü çeyrekte kayıtlı iç piyasa siparişlerinde azalışa işaret etmektedir. Geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentileri ise üçüncü çeyrekte bir miktar artarken, ekim ayı itibarıyla dördüncü çeyrekte gerilemiştir. Özetle, yakın döneme ilişkin veriler iç talepteki zayıf seyrin devam ettiğini göstermektedir.
Ağustos ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 1,0, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık bazda yüzde 1,9 oranında azalmıştır. Çeyreklik bazda sanayi üretimi, ağustos ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte yüzde 2,4 oranında gerilemiştir. Ana eğilimi izlemek amacıyla tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında da sanayi üretimi çeyreklik bazda azalmaktadır. Bu çerçevede, sanayi üretiminin ana eğiliminde zayıflama gözlenmiştir. Eylül ve ekim ayı iktisadi yönelim anketi verileri, gelecek üç aydaki üretim hacmi beklentilerinde azalışa işaret etmektedir. Petrol sektörü hariç tutulduğunda kapasite kullanım oranı üçüncü çeyrekte bir miktar gerilerken, ekim ayı itibarıyla dördüncü çeyrekte artmıştır. Söz konusu artış, taşıt sektörü öncülüğünde gerçekleşmiştir. İnşaat üretim endeksi ağustos ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte, çeyreklik bazda yüzde 3,3 oranında artarken, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,1 oranında azalmıştır.
Ağustos ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,5 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiş ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla sınırlı bir gerileme göstermiştir. Bu dönemde, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,2 puan düşmüştür. İstihdamda ve katılım oranındaki gerilemelerin birbirini büyük ölçüde dengelemesiyle işsizlik oranı çeyreklik olarak yataya yakın seyretmiştir. Anket göstergeleri, imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir.
Ağustos ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 4,1 milyar ABD doları fazla vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 0,6 milyar ABD doları artarak 42,1 milyar ABD doları olmuştur. Seyahat gelirleri aylık bazda 8,2 milyar ABD doları; 12 aylık birikimli olarak 60,1 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 63,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürmüştür.
Eylül ayında, mevsimsellikten arındırılmış olarak hem ihracat hem de ithalat artmıştır. Yıllık bazda da ithalat ve ihracatta artış gerçekleşirken ihracattaki artış daha yüksek oranda olmuştur. Bu gelişmeler doğrultusunda, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre azalmıştır. Eylül ayında altın ithalatı 0,4 milyar ABD doları civarında gerçekleşmiş, 12 aylık birikimli altın ithalatı 18 milyar ABD doları seviyesine gerilemiştir. Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açığın eylül ayında azalacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki etkilerinin, büyük ölçüde enerji fiyatlarının seyrine bağlı olarak şekilleneceği değerlendirilmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı yılın ikinci çeyreğinde geriledikten sonra üçüncü çeyrekte bir miktar yükselmiştir. Eylül ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ile ekim ayı için yüksek frekanslı öncü veriler beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta yatay seyir ve ithalatta bir miktar artışla birlikte, dış ticaret açığında yılın üçüncü çeyreğine kıyasla yükselişe işaret etmektedir.
Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı ağustos ayında yüzde 149,0 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 216,0 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir.

Enflasyon gelişmeleri ve beklentiler
Tüketici fiyatları eylül ayında yüzde 1,84 oranında artmış, yıllık enflasyon 1,78 puan gerileyerek yüzde 29,73 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aylık bazda, gıda fiyatları taze meyve ve sebze kaynaklı gerilerken, enerji fiyatlarındaki yükseliş devam etmiş, okula dönüşe bağlı olarak başta eğitim hizmetleri olmak üzere ilgili kalemlerde artışlar gözlenmiştir. Yıllık enflasyon, enerji grubunda belirgin bir artış gösterirken temel mallarda yatay seyretmiş; hizmet ile gıda ve alkolsüz içecekler gruplarında ise gerilemiştir. B endeksinin (enerji, işlenmemiş gıda ürünleri, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı 1,68 puan azalışla yüzde 29,00; C endeksinin (enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı ise 1,37 puan azalışla yüzde 28,70 olmuştur.
Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler, hizmet, temel mal ile alkol-tütün-altın gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 1,40, 0,70, 0,05 ve 0,02 puan azalırken, enerji grubunun katkısı 0,39 puan artmıştır.
Eylül ayında enerji fiyatlarında gözlenen yüzde 6,25 oranındaki yüksek aylık artışta, küresel gelişmelerin etkisiyle artan akaryakıt fiyatları belirleyici olmuştur. Rafineri marjlarındaki yükselişin akaryakıt fiyatları üzerindeki etkisi de sürmüştür. Eylül ayında hizmet grubunda aylık enflasyon, ulaştırma ve haberleşme hizmetleri öncülüğünde yavaşlamıştır. Temel mal grubunda giyim ve ayakkabı fiyatları yeni sezona geçişin etkisiyle yükselirken, dayanıklı tüketim mallarında tüketici elektroniği ve beyaz eşya alt kalemlerindeki fiyat artışları dikkat çekmiştir. Bu dönemde, gıda fiyatlarındaki düşüşte, taze meyve ve sebze öncülüğünde gerileyen işlenmemiş gıda fiyatları belirleyici olurken, işlenmiş gıda grubunda ise aylık fiyat artışı önceki aya kıyasla yavaşlamıştır.
Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre tüketici fiyatlarının aylık artışı yavaşlamış; B ve C endekslerinde de aylık enflasyon bir önceki aya kıyasla gerilemiştir. Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel malda yükselmiş, hizmet ve işlenmiş gıdada ise zayıflamıştır. TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler, eylül ayında enflasyonun ana eğiliminin bir önceki aya kıyasla gerilediğini göstermiştir. Benzer şekilde, üç aylık ortalamalar bazında da düşüş kaydedilmesiyle, enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlama belirginleşmiştir. Yılın ikinci çeyreğinde yüzde 2,2 seviyesinde olan ana eğilim, üçüncü çeyrekte yüzde 1,8’e gerilemiştir.
Eylül ayı itibarıyla üç aylık ortalamalar bazında mevsimsellikten arındırılmış enflasyon bir önceki aya kıyasla temel mallarda yatay seyrederken, hizmetlerde gerilemiştir. Jeopolitik gelişmeler kaynaklı arz yönlü şoklara karşın, talep koşullarındaki zayıf seyrin enflasyonun ana eğilimini sınırladığı değerlendirilmektedir.
Hizmet sektöründe hâkim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet enflasyonu mallara göre yüksek seyretmektedir. Eylül ayı itibarıyla yıllık mal enflasyonu yüzde 25, hizmet enflasyonu ise yüzde 38 civarındadır. Alt gruplar bazında incelendiğinde, hizmet grubunu oluşturan tüm alt gruplarda yıllık enflasyonun gerilediği görülmektedir. Eylül ayında, diğer hizmetler grubunda fiyatlar aylık yüzde 3,45 oranında artmış, bu alt grupta eğitim hizmetlerinin yanı sıra finansal hizmetlerde kaydedilen artışların da etkisi hissedilmiştir. Eğitim hizmetleri fiyatları eylül ayında yüzde 14,19 yükselmiştir. Vakıf yükseköğretim kurumlarının kayıt dönemine bağlı olarak geçtiğimiz yıl eylül ayında tek seferde yansıyan üniversite eğitim ücreti artışlarının bu yıl ağustos ve eylül aylarına yayılması, eylül ayı hizmet enflasyonunu sınırlamıştır. Diğer taraftan, önceki yıllardan farklı olarak ilk ve ortaöğretim ücretlerinde eylül ayında görece yüksek artışlar kaydedilmiştir. Ulaştırma hizmetlerinde ise okul servisi ücretlerindeki yüzde 16,04’lük artışa karşın, hava yolu ile yolcu taşımacılığı ücretlerindeki yüzde 9,03’lük düşüşün etkisiyle aylık artış yüzde 0,24 ile sınırlı kalmıştır. Kiralardaki yavaşlama eğilimi sürmüştür. Nitekim, mevsimsel etkilerden arındırılmış üç aylık kira artışının yıllıklandırılmış oranı, yıllık tüketici enflasyonu seviyesine gerilemiştir. Lokanta-otel grubu ılımlı seyrini sürdürmüştür. Önceki iki ayda yüksek aylık artışlar sergileyen haberleşme hizmetlerinde de eylül ayında fiyat artışları ılımlı bir seyir izlemiştir.
Yurt içi üretici fiyatları eylül ayında yüzde 2,07 oranında artmış, yıllık üretici enflasyonu 0,57 puan azalarak yüzde 27,38 olmuştur. Bu dönemde de ana sanayi gruplarına göre; enerji fiyatları yüzde 3,55 oranındaki artışı ile öne çıkmaya devam etmiştir. Ara malı fiyatları yüzde 2,04 oranında yükselirken, diğer ana sanayi gruplarında artışlar yüzde 1,5-1,6 bandında gerçekleşmiştir. Sektörel bazda ise tütün, rafine edilmiş petrol ürünleri ile kömür ve linyitte fiyat artışları belirgin olmuştur.
Eylül ayında uluslararası emtia fiyatları, enerji ve tarımsal emtialar öncülüğünde yükselişini sürdürmüştür. Ekim ayının ilk yirmi günü itibarıyla enerji emtia fiyatları artarken, tarımsal ve endüstriyel emtia fiyatları azalmıştır. Küresel altın fiyatları ağustos sonrasında gerilemiştir. Brent ham petrol fiyatlarındaki yüksek oynaklık sürerken, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle eylül ayında ortalama 117 ABD doları seviyesinde gerçekleşen spot fiyatlar, ekim ayının ilk yirmi gününde ortalama 127 ABD doları seviyesine yaklaşmıştır. Benzer şekilde; propan, bütan, kömür ve TTF doğal gaz fiyatları da yükselmeye devam etmiştir. Küresel gıda fiyatlarındaki yükseliş eğilimi devam etmiş, FAO gıda fiyatları endeksi, eylül ayında şeker ve tahıl fiyatları öncülüğünde artmıştır. Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin tırmanması arz endişelerini canlı tutmuş, bazı tahıl ürünlerinde fiyatlar son dönemde bir miktar yükselmiştir. El Nio iklim olayının etkileriyle şeker ve pirinç gibi bazı tarımsal emtiaların vadeli fiyatlarındaki artış da dikkat çekmiştir. Canlılığını koruyan jeopolitik gerilimler neticesinde yüksek seyreden enerji ve emtia fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü riskler sürmektedir.
Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi ağustos ve eylül aylarında da yükselerek tarihsel ortalamasının üzerinde kalmıştır. Jeopolitik gelişmelerle Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler varlığını korurken, küresel navlun maliyetleri yüksek seyrini sürdürmektedir. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri, eylül ayında girdi ve ürün fiyat endekslerinde artışa, tedarikçi teslim sürelerinde ise kısmi bir iyileşmeye işaret etmiştir. Öte yandan, döviz kuru sepetindeki ılımlı seyir devam etmektedir.
Ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi değişmeyerek yüzde 29,6 seviyesinde kalmış; 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi ise 0,6 puan artışla yüzde 23,3’e yükselmiştir. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,2 puan artarak yüzde 23,9 olurken, yirmi dört ay sonrasına ilişkin beklenti 0,4 puan düşüşle yüzde 17,9 oranında ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,1 puanlık yükselişle yüzde 12,2 düzeyinde gerçekleşmiştir. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, eylül ayında firmaların on iki ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, eylül ayında 0,3 puan düşerek yüzde 32,5 olarak ölçülmüştür. Aynı dönemde hane halkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise değişmeyerek yüzde 45,6 seviyesinde kalmıştır. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir.
Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler ana eğilimdeki gerilemeyi teyit etmektedir. Eylül ayında ana eğilimde gözlenen düşüşte, önceki yıl tamamı eylül ayında gerçekleşen vakıf üniversitesi ücret artışlarının bu yıl ağustos ve eylül aylarına yayılmasından kaynaklanan mekanik etki de rol oynamıştır. Öncü veriler, söz konusu etkinin ortadan kalkmasıyla mevsim etkilerinden arındırılmış aylık hizmet enflasyonunun beklentilerle uyumlu olarak bir önceki aya kıyasla yükseleceğine, ancak önceki aylarda gözlenen seviyelerin altında kalacağına işaret etmektedir. Ekim ayında beyaz eşya ve tüketici elektroniği gibi dayanıklı tüketim mallarında fiyat artışları devam etmekle birlikte, mevsim etkilerinden arındırılmış temel mal enflasyonunun ılımlı seyrini koruyacağı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan, gıda grubuna ilişkin veriler, taze meyve ve sebze fiyatları kaynaklı olarak mevsimsellikten arındırılmış aylık gıda enflasyonunda yükselişe işaret etmektedir. Ayrıca, jeopolitik gelişmeler kaynaklı küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin, akaryakıt, tüp gaz ve katı yakıt üzerinden yurt içi enerji fiyatlarını yukarı çekmeye devam etmesi beklenmektedir. Gıda ve enerji fiyatlarındaki bu görünüme bağlı olarak, tüketici fiyatları artışının bir önceki aya göre yükseleceği, B ve C enflasyonunun ise daha ılımlı seyredeceği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, manşet enflasyondaki yükselişin ana eğilime etkisi sınırlı kalacaktır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.

Para politikası
Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’den yüzde 36’ya indirilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’tan yüzde 39’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e indirmiştir.
Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır.
Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.
Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır. ’’