Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi ortaklığında İstanbul Finans Merkezi (İFM) VakıfBank Genel Merkezi Konferans Salonunda ‘Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans’ programı gerçekleşti. Program kapsamında, Türkiye’nin yatırım ve finans alanındaki dönüşüm süreci, sürdürülebilir finans politikaları, uluslararası doğrudan yatırımlar, küresel ekonomik gelişmeler ve geleceğe yönelik stratejik vizyonu bütüncül bir bakış açısıyla ele alındı. Öte yandan etkinlik kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmaları bulunan "Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans" kitabı tanıtıldı. Tanıtılan kitap kapsamında Türkiye’nin son dönemdeki ekonomik dönüşümünün fikri ve stratejik arka planının kamuoyuyla paylaşılması hedefleniyor.
"Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisinin 1.8 puan üstünde yıllık ortalama 5,3 büyüme kaydetmiştir"
Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ‘Türkiye Yüzyılı’nda Yatırım ve Finans’ kitabının hayırlı olmasını dileyerek, emeği geçen herkese teşekkür etti. Hafıza önemli olduğuna dikkat çeken Yılmaz, " Böyle kitaplar her şeyden önce şunu gösteriyor bence. Türkiye’nin yürüyüşü alaşağı, sıradan bir yürüyüş değil. Gündelik tartışmalarla şekillenen bir yürüyüş değil; uzun soluklu, geniş perspektifli bir yürüyüş ve bu yürüyüş devam etmektedir. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Ayrıca bugün Finansal Okuryazarlık Günü. Öğleden sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın bu kapsamda bir etkinlikte konuşması var, oraya da katılacağız ama ben bu kürsüden Finansal Okuryazarlık Günü’nü de tebrik ediyorum. Bu konuda SPK başta olmak üzere çok güzel çalışmalar yürüten kurumlarımızı da tebrik ediyorum. Küresel ölçekte yatırım ve finans mimarisinin yeniden şekillendiği bir süreçte düzenlenen bu program, Türkiye’nin ekonomik perspektifi bakımından önemli bir zemin oluşturmaktadır. Son 23 yılda Türkiye; üretim kapasitesini büyüten, sanayi altyapısını güçlendiren, ihracatını çeşitlendiren ve küresel ekonomideki ağırlığını istikrarlı bir şekilde arttıran önemli bir kalkınma süreci yaşamıştır. 2003-2025 döneminde Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisinin 1.8 puan üstünde yıllık ortalama 5,3 büyüme kaydetmiştir. Milli gelirimiz 230 küsur milyar dolarlardan geçtiğimiz yıl itibarıyla 1.6 trilyon dolar seviyesine çıkmış, kişi başına gelirimiz 3600 dolarlardan yine geçen yıl sonu itibarıyla 18.000 doların üstüne yükselmiştir. Nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisi konumundayız, satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomisi konumundayız. Bunlar Türkiye’nin nereden nereye geldiğini gösteren önemli rakamlar. Bu yıllık 1.8 dünyanın üzerinde büyüme hızını hiç küçümsememek lazım. Bir yıl için olsa bu başarı, "Çok önemli değil" diyebilirsiniz. Ama 22-23 yıl boyunca yıllık ortalama bunu yakaladığınızda bunun birikimli etkisi sizi dünyadan ayrıştırıyor. İşte önemli olan bu; istikrarlı bir şekilde bu pozitif farkı koruyabilmek. Aynı şeyi ihracat rakamlarımızda da görüyoruz gelişmeyi. 2026 yılı nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız 276 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkmış durumdadır. Bu mal ihracatı. Buna hizmet ihracatını da dahil ettiğimiz zaman 400 milyar dolara yaklaşan bir mal ve hizmet ihracatından bahsediyoruz. İnşallah hedefimiz bu sene bu 400 milyar doları aşmak. Bu da çok önemli bir eşik diye ifade etmek istiyorum" dedi.
"Türkiye, büyümeye istikrarlı bir ortam içinde, sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam edecek"
2023 yılının ikinci yarısından bu yana hayata geçirilen ekonomik politikaların makroekonomik dengesizliklerin giderilmesine ve finansal istikrarın güçlenmesine önemli katkı sağladığını söyleyen Yılmaz, "Her dönemin kendine göre makroekonomik öncelikleri var. İşte pandemi sonrası dönemde sağlıklı bir şekilde üretimi sürdürüp toplumsal sağlığı koruma gündemimiz vardı. Dolayısıyla çarkların dönmesi gerekiyordu, reel ekonomi çok çok önemliydi. Diğer taraftan bugün geldiğimiz noktada finansal tarafın daha fazla öne çıktığını görüyoruz. Finansal dengesizlikleri gidermenin daha büyük bir öncelik haline geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla her dönem kendi içinde öncelikler içeriyor, biz de buna uygun hareket ediyoruz. Son yıllarda temel önceliğimiz makro finansal istikrarı sağlamak, enflasyonu aşağıya doğru çekmek; bunu yaparken dengeli bir şekilde büyümemizi ve istihdam artışını sürdürmek. Dolayısıyla Türkiye, büyümeye istikrarlı bir ortam içinde, sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam edecek. Bunun nimetlerini de sosyal refah olarak, sosyal adalet çerçevesinde toplumun geniş kesimlerine yayma iradesiyle hareket etmeye devam edecektir, bunun altını çizmek istiyorum. Finansal istikrar niye önemli? Finansal istikrar olacak ki sürdürülebilir büyüme olsun. Sürdürülebilir büyüme olacak ki kalıcı sosyal refah artışı sağlansın. Popülist, kısa vadeli, sonuç üretmeyen politikalarla, söylemlerle değil; sağlıklı bir zeminde sosyal refahı kalıcı bir şekilde arttırmak temel amacımızdır. Ve biz de bu kapsamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.
"Dünya, eski dünya değil. Liberal küresel düzen büyük oranda zayıflamış durumda"
Dünyanın eski dünya olmadığının altını çizen Yılmaz, "Dünyanın halini hepimiz takip ediyoruz. Dünya, eski dünya değil. Liberal küresel düzen büyük oranda zayıflamış durumda. Uluslararası kurumlar, kurallar zayıflamış durumda. Korumacılık yükselmiş durumda, ekonomik milliyetçilik diyebiliriz belki, yükselmiş durumda. Ve ülkeler arasında tarife savaşlarından tutun jeopolitik gerilimlere kadar gerilimlerin yükseldiği bir dönemden geçiyoruz. Belirsizliklerin arttığı, çatışmaların, gerilimlerin yükseldiği bir dönemden, bir dünyadan geçiyoruz. Bu da tabii ekonomik performansı aşağı çekiyor; büyümeyi aşağı çektiği gibi dünya ticaretini de ciddi anlamda zayıflatıyor. Hatta büyümeden daha fazla ticaret üzerinde etki yaptığını ifade edebiliriz. Böyle bir ortamdayız. Böyle ortamlar bir taraftan bir meydan okuma elbette ama bir taraftan da bir fırsat. Normal zamanlarda ülkelerin dünya hiyerarşisindeki konumunu değiştirmek kolay değildir. Çünkü dünyadaki hiyerarşi kendisini yeniden üretir. Ama bu tür dönemlerde, zorlu dönemlerde istikrarını koruyan, güçlü politikalar izleyen, iyi bir liderlikle, güçlü liderlikle hareket eden ülkelerin dünyadaki konumunu değiştirme imkanı da bulunmaktadır. Biz Türkiye olarak inşallah bu ortamı, bu belirsizliklerin, risklerin yükseldiği ortamı ülkemizi daha üst seviyeye taşıyarak değerlendireceğiz. Programımız doğru bir program ve bunu kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz. Gündelik gelişmeler olabilir. Dünyadan, bölgemizden, ülke içinden kaynaklanan çeşitli gündelik gelişmeler şu veya bu yönde, olumlu veya olumsuz yönde tartışmalar oluşturabilir. Bunların etkileri her zaman için geçicidir." değerlendirmesinde bulundu.
