TCMB: ’’Jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarındaki yüksek ve dalgalı seyir sürüyor’’
Merkez Bankası PPK özetinde, ’’Ağustos ayında, enerji fiyatlarında gözlenen yüzde 5,46 oranındaki yüksek aylık artışta uluslararası petrol fiyatlarındaki gelişmelerin etkisiyle yükselen akaryakıt fiyatları belirleyici olmuştur. Motorin fiyatları üzerinde rafineri marjlarındaki yükselişin yansımaları da hissedilmiştir’’ denildi.
EKONOMİ - 17-09-2026 14:50
Merkez Bankası PPK özetinde, ’’Ağustos ayında, enerji fiyatlarında gözlenen yüzde 5,46 oranındaki yüksek aylık artışta uluslararası petrol fiyatlarındaki gelişmelerin etkisiyle yükselen akaryakıt fiyatları belirleyici olmuştur. Motorin fiyatları üzerinde rafineri marjlarındaki yükselişin yansımaları da hissedilmiştir’’ denildi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Eylül ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetini yayımladı. Özette şu ifadelere yer verildi:
’’Jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarındaki yüksek ve dalgalı seyir sürmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve boyutu enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir. Diğer taraftan, tarım emtia fiyatlarında da olumsuz hava koşulları ve jeopolitik gelişmeler kaynaklı yükseliş gözlenmektedir. Bu durum, enflasyon gelişmeleri ve beklentiler üzerinde yukarı yönlü bir başka risk unsuru olarak ortaya çıkmaktadır.
Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde 2026 yılı için olumsuz büyüme görünümü sürmektedir. Diğer taraftan, 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesi ile büyüme oranlarının toparlanması beklenmektedir. Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği; Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2026 yılı için yüzde 1,6; 2027 yılı için ise yüzde 2,5 oranında artacağı tahmin edilmektedir.
Emtia fiyatlarındaki oynaklığa bağlı olarak küresel enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskler sürmektedir. Merkez bankaları söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Politika faizi fiyatlamaları gelişmiş ülkelerde faiz artırım yönündeki beklentilerin korunduğuna işaret etmektedir. Jeopolitik gelişmelerin ve El Niño gibi iklim olaylarının yol açtığı olumsuz küresel hava koşullarının neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından fon çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır.
Parasal ve finansal koşullar
Bireysel kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması 24 Temmuz-4 Eylül döneminde yüzde 2 seviyesine gerilemiştir. Bu gerilemede ihtiyaç ve konut kredilerindeki yavaşlama etkili olmuştur. Türk lirası (TL) ticari kredilerin 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 2,5 seviyesine sınırlı yükselirken, kur etkisinden arındırılmış yabancı para (YP) ticari kredilerdeki 4 haftalık büyüme oranlarının ortalaması yüzde 0,7 ile yatay bir seyir izlemiştir.
TL mevduat faiz oranları, 24 Temmuz ile biten haftaya kıyasla 255 baz puan azalarak, 4 Eylül ile biten haftada yüzde 44,4 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde TL ticari kredi faiz oranları (Kredili Mevduat Hesabı ve Kredi Kartı hariç) 242 baz puan azalışla yüzde 49,3 seviyesinde olmuştur. İhtiyaç kredisi (Kredili Mevduat Hesabı hariç) faiz oranları 221 baz puan azalarak yüzde 63,0; konut kredisi faiz oranları 55 baz puan artarak yüzde 41,9; oynak bir seyir izleyen taşıt kredisi faiz oranları ise 615 baz puan azalarak yüzde 37,6 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Yatırım taahhütlü avans kredisi (YTAK) kapsamındaki program limitleri 300 milyar TL’den 750 milyar TL’ye çıkarılmıştır. Program limitine ilave edilen 450 milyar TL’nin 50 milyar TL’lik kısmı 2026 yılı limitine eklenerek 2026 yılı YTAK limiti 150 milyar TL olarak güncellenmiştir. Kalan limit, 2027 yılına 200 milyar TL ve 2028 yılına 200 milyar TL olacak şekilde tahsis edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) brüt uluslararası rezervleri, 24 Temmuz’dan bu yana 21,6 milyar ABD doları artarak 4 Eylül itibarıyla 184,2 milyar ABD dolarına yükselmiştir. Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS) 22 Temmuz’dan bu yana azalarak 9 Eylül itibarıyla 220 baz puan seviyesine gelmiştir. Türk lirasının 1 ay vadeli kur oynaklığı 9 Eylül itibarıyla 22 Temmuz’a kıyasla yüzde 6,1 seviyesine yükselirken, 12 ay vadeli kur oynaklığı ise sınırlı yükselerek 18,8 seviyesinde gerçekleşmiştir. Önceki PPK toplantı haftasından 4 Eylül’e kadar Devlet İç Borçlanma Senetleri piyasasına 1,3 milyar ABD doları giriş, hisse senedi piyasasından ise 0,1 milyar ABD doları çıkış olmak üzere toplam 1,1 milyar ABD doları net portföy girişi gerçekleşmiştir.
Talep ve üretim
Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYH), 2026 yılının ikinci çeyreğinde yıllık ve çeyreklik bazda sırasıyla yüzde 2,3 ve yüzde 1,1 oranlarında artmıştır. Üretim yönünden değerlendirildiğinde, ikinci çeyrekte yıllık büyümeye inşaat dışındaki bütün kalemler pozitif katkı verirken büyümenin temel belirleyicisi hizmetler sektörü olmuştur. Tarım katma değeri ilk çeyrekteki yıllık büyümesinin ardından ikinci çeyrekte kuvvetli artış kaydetmiştir. Yıllık bazda, ilk çeyrekte gerileyen sanayi katma değeri, ikinci çeyrekte artmıştır. Harcama yöntemiyle incelendiğinde, nihai yurt içi talebin yıllık büyümenin sürükleyicisi olmaya devam ettiği görülmüştür. Özel tüketim ve toplam yatırımların yıllık büyümeye pozitif katkısı bir önceki çeyreğe kıyasla bir miktar gerilemiştir. Çeyreklik bazda ise, özel tüketim harcamalarındaki azalış ikinci çeyrekte büyüyerek tüketimde belirgin yavaşlamaya işaret etmiştir. Bu dönemde toplam yatırımlar ise çeyreklik bazda değişmemiştir. Mal ve hizmetlerin ihracatı artarken ithalatı gerilemiş, net ihracat çeyreklik büyümeye pozitif katkı sağlamıştır. Özetle, ikinci çeyreğe ait veriler iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğine işaret etmiştir.
Haziran ayında perakende satış hacim endeksinde aylık bazda yüzde 0,7 oranında, çeyreklik bazda ise yüzde 1,7 oranında artış gerçekleşmiştir. Altın hariç perakende satışlar aylık bazda gerilerken çeyreklik bazda yüzde 1,3 oranında artmıştır. Böylece, perakende satışların çeyreklik büyümesi yavaşlamıştır. Aynı dönemde ticaret satış hacim endeksi, aylık bazda yüzde 1,9 oranında artarken, çeyreklik bazda yüzde 0,4 oranında azalmıştır. Hizmet üretim endeksi haziran ayında, aylık bazda yüzde 0,6 oranında yükselmekle birlikte çeyreklik olarak yatay seyretmiştir. Kartla yapılan harcamalar temmuz-ağustos döneminde çeyreklik bazda yataya yakın bir seyir izlemiştir. Beyaz eşya satışları temmuz ayı itibarıyla çeyreklik olarak sınırlı bir artış kaydetmiştir. Otomobil satışları ise ağustos ayı itibarıyla, bir önceki çeyrekteki gerilemesini sürdürmüştür. İmalat sanayi firmalarına yönelik anket verileri, üçüncü çeyrekte hem kayıtlı iç piyasa siparişlerinde hem de geleceğe yönelik iç piyasa sipariş beklentilerinde azalış olduğunu göstermektedir. Özetle, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü veriler iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir.
Temmuz ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 1,0, takvim etkilerinden arındırılmış olarak yıllık bazda yüzde 0,3 oranında azalmıştır. Çeyreklik bazda sanayi üretimi, temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte yüzde 1,9 oranında gerilemiştir. Ana eğilimi izlemek amacıyla tipik oynaklık sergileyen diğer ulaşım ve benzeri sektörler dışlandığında, sanayi üretimindeki aylık gerileme daha sınırlıdır. Ağustos ayı itibarıyla iktisadi yönelim anketi verileri, gelecek üç aydaki üretim hacmi beklentilerinde artışa işaret etmektedir. Kapasite kullanım oranı aynı dönemde çeyreklik olarak sınırlı bir miktar gerilemiştir. İnşaat üretim endeksi ikinci çeyrekte, çeyreklik bazda yüzde 4,2 oranında, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 2,3 oranında azalmıştır.
Temmuz ayında mevsimsellikten arındırılmış istihdam 32,4 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiş ve bir önceki çeyrek ortalamasına kıyasla bir miktar gerilemiştir. Bu dönemde, işgücüne katılım oranı çeyreklik olarak 0,2 puan düşmüştür. İstihdamdaki gerilemenin daha yüksek olmasının etkisiyle işsizlik oranı çeyreklik olarak 0,1 puan artmış ve yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. Anket göstergeleri, imalat sanayi firmalarının geleceğe yönelik istihdam beklentilerinde tarihsel ortalamanın altında seyreden görünümün devamına işaret etmektedir.
Haziran ayında cari işlemler dengesi aylık bazda 4,2 milyar ABD doları açık vermiştir. 12 aylık birikimli cari açık önceki aya kıyasla 1,9 milyar ABD doları artarak 38,9 milyar ABD doları olmuştur. Seyahat gelirleri aylık bazda 5,8 milyar ABD doları; 12 aylık birikimli olarak 60,3 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi fazlası ise 63,7 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşerek güçlü seyrini sürdürmüştür.
Ağustos ayında, mevsimsellikten arındırılmış olarak hem ihracat hem de ithalat artarken ihracattaki artış daha yüksek olmuştur. Yıllık bazda da ithalat ve ihracatta artış gerçekleşmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda, 12 aylık birikimli dış ticaret açığı bir önceki aya göre sınırlı şekilde azalmıştır. Ağustos ayında altın ithalatı 0,3 milyar ABD doları civarında gerçekleşmiş, 12 aylık birikimli altın ithalatı 20,1 milyar ABD doları seviyesine gerilemiştir. Mevcut veriler ışığında, 12 aylık birikimli cari açığın temmuz ve ağustos aylarında artacağı öngörülmektedir. Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki etkilerinin, büyük ölçüde enerji fiyatlarındaki gelişmelerin seyrine bağlı olarak şekilleneceği değerlendirilmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı yılın ikinci çeyreğinde geriledikten sonra temmuz-ağustos aylarında bir miktar yükselmiştir. Ağustos ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ile eylül ayı için yüksek frekanslı öncü veriler beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta ve ithalatta azalışla birlikte, dış ticaret açığında yılın ikinci çeyreğine kıyasla gerilemeye işaret etmektedir.
Cari açığın finansmanı tarafında, bankacılık sektörünün 12 aylık birikimli uzun vadeli borç çevirme oranı haziran ayında yüzde 151,3 olarak gerçekleşmiştir. Söz konusu oran, bankacılık sektörü dışındaki firmalarda yüzde 231,4 olmuştur. Bu çerçevede, yurt dışı borçlanma imkanlarının yüksek seviyelerini koruduğu değerlendirilmiştir.
Enflasyon gelişmeleri ve beklentiler
Tüketici fiyatları ağustos ayında yüzde 1,84 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,24 puan gerileyerek yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu dönemde, tüketici enflasyonu üzerinde jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine olan yansımaları ile eğitim ve haberleşme hizmetleri öne çıkmıştır. Yıllık enflasyon, enerji grubunda belirgin olmak üzere, enerji, alkol-tütün-altın ve hizmet gruplarında yükselmiş, diğer ana gruplarda gerilemiştir. B endeksinin (enerji, işlenmemiş gıda ürünleri, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı 0,30 puan azalışla yüzde 30,68; C endeksinin (enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı 0,16 puan artışla yüzde 30,07 olmuştur.
Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler ile temel mal gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,81 ve 0,32 puan azalırken; hizmet, enerji ve alkol-tütün-altın gruplarının katkıları sırasıyla 0,43, 0,40 ve 0,06 puan artmıştır.
Ağustos ayında, enerji fiyatlarında gözlenen yüzde 5,46 oranındaki yüksek aylık artışta uluslararası petrol fiyatlarındaki gelişmelerin etkisiyle yükselen akaryakıt fiyatları belirleyici olmuştur. Motorin fiyatları üzerinde rafineri marjlarındaki yükselişin yansımaları da hissedilmiştir. Ağustos ayında hizmet grubu aylık enflasyonu, başta eğitim olmak üzere, haberleşme ve ulaştırma hizmetleri öncülüğünde yüksek seyrini korumuştur. Alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyatlar yükselmiş, bu gelişmede temmuz ayında yapılan vergi düzenlemesinin sarkan etkisi ile beraber tütün ürünlerindeki fiyat artışı öne çıkmıştır. Ağustos ayında, gıda enflasyonundaki yavaşlamada taze meyve ve sebze ürünleri öncülüğünde fiyatları gerileyen işlenmemiş gıda alt grubu rol oynarken, işlenmiş gıdada aylık enflasyon görece yüksek seyrini korumuştur. Temel mal grubunda fiyatlar, giyim ve ayakkabı alt grubunda sezon indirimleriyle düşerken, giyim dışında kalan mallarda, ılımlı seyrini sürdürmüştür.
Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı toplamda ve B endeksinde yatay seyretmiş, C endeksinde ise gerilemiştir. Mevsimsellikten arındırılmış fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda zayıflarken, hizmet sektöründe görece yatay seyretmiş; işlenmiş gıdada ise yükselmiştir. TCMB bünyesinde takip edilen göstergelere göre tüketici enflasyonu ana eğilimi temmuz ayındaki düşüş sonrasında, ağustos ayında sınırlı bir yükseliş göstermiştir. Göstergeler üç aylık ortalamalar bazında ise düşüş eğilimini sürdürmüştür.
Ağustos ayı itibarıyla üç aylık ortalamalar bazında mevsimsellikten arındırılmış enflasyon bir önceki aya kıyasla hizmet sektöründe yatay seyrederken, temel mallarda gerilemiştir. Jeopolitik gelişmeler kaynaklı arz yönlü şoklara karşın, talep koşullarındaki zayıf seyrin enflasyonun ana eğilimini sınırladığı değerlendirilmektedir.
Hizmet sektöründe hâkim olan fiyatlama davranışı önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olmakta ve hizmet enflasyonu mallara göre yüksek seyretmektedir. Ağustos ayı itibarıyla yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Hizmet enflasyonu alt gruplar bazında incelendiğinde, yıllık enflasyon haberleşme, ulaştırma ve diğer hizmetlerde yükselirken, kira ile lokanta ve otel gruplarında gerilemiştir. Ağustos ayında, diğer hizmetler grubunda aylık enflasyon yüzde 3,22 oranında artmış, bu alt grupta eğitim hizmetleri fiyat gelişmelerinin yanı sıra hac ücretlerinin geçmiş yıldan farklı olarak bu yıl ağustos ayında açıklanmasının etkisi hissedilmiştir. Eğitim fiyatları, vakıf yükseköğretim kurumları ücretlerindeki yükselişin etkisiyle yüzde 8,62 oranında artmıştır. Kayıt dönemine bağlı olarak bir önceki yılda eylül ayında tek seferde gerçekleşen üniversite eğitim ücreti artışlarının, bu yıl ağustos-eylül dönemine yayıldığı izlenmektedir. Bu gelişmenin hizmet sektörü enflasyonunu ağustos ayında yukarı yönlü, eylül ayında ise aşağı yönlü etkileyeceği not edilmelidir. Haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki yüzde 5,03 oranındaki artışta, cep telefonu görüşme ücretlerindeki gelişmeler etkili olmuştur. Akaryakıt fiyat gelişmelerinin etkisiyle yükseliş eğiliminde olan ulaştırma hizmetleri enflasyonu ağustos ayında yüzde 4,98 oranında gerçekleşerek güçlenmiştir. Bu dönemde, havayolu taşımacılık hizmetleri öne çıkan ana kalem olmuştur. Kira aylık enflasyonu, kontrat yenileme oranındaki mevsimsel etkilerle yüzde 3,04 ile bir miktar yükselse de yıllık bazda yavaşlamaya devam etmiştir. Bu dönemde mevsimsel etkilerden arındırılmış kira enflasyonundaki yavaşlama eğilimi belirginleşmiştir. Lokanta-otel grubu ise ılımlı seyrini sürdürmüştür.
Yurt içi üretici fiyatları ağustos ayında yüzde 2,57 oranında artmış, yıllık üretici enflasyonu 0,12 puan artarak yüzde 27,95 olmuştur. Bu dönemde de enerji fiyatları yüzde 6,99 oranındaki artışı ile ana sanayi grupları arasında öne çıkmaya devam etmiştir. Dayanıklı tüketim malları (mücevherat hariç) fiyatları yüzde 2,01 oranında yükselirken, diğer ana sanayi gruplarında artışlar yüzde 1,5-1,8 bandında gerçekleşmiştir. Sektörel bazda incelendiğinde ise rafine edilmiş petrol ürünleri, tütün, kömür-linyit, metal cevheri ve elektrik fiyat artışı ile öne çıkan alt gruplar olmuştur.
Ağustos ayında uluslararası emtia fiyatları, enerji, tarımsal emtia ve endüstriyel metal fiyatlarındaki artışların etkisiyle yükselmiştir. Eylül ayının ilk on günü itibarıyla enerji emtia fiyatlarında Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin etkisiyle belirgin yükseliş izlenirken, tarımsal emtia fiyatlarındaki artış da devam etmektedir. Brent ham petrol fiyatlarındaki yüksek oynaklık sürmektedir. Haziran ayında gerileyen Brent ham petrol fiyatları, temmuz ayında tekrar artan jeopolitik gerilimle birlikte ağustos ayında 91 ABD doları seviyesinde gerçekleşmiş, eylül ayının ilk on günü itibarıyla ise ortalama 103 ABD doları seviyesine ulaşmıştır. Benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatları da yükselmeye devam etmektedir. Altın fiyatları, ağustos ayında gözlenen artış sonrasında, eylül ayının ilk on günü itibarıyla görece yatay bir görünüm sergilemiştir. Jeopolitik gelişmelere ilişkin belirsizlikler başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarını artırarak ve hammadde akışında kesintilere neden olarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturmaktadır. FAO gıda fiyatları endeksi, temmuz ayında şeker ve tahıl fiyatları öncülüğünde sınırlı bir miktar yükselmiştir. Öte yandan, Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin artması neticesinde arz endişeleri ile bazı tahıl ürünlerinde fiyatlar son dönemde yükselme eğilimindedir. El Niño iklim olayı neticesinde pirinç, şeker, kahve ve kakao gibi bazı tarımsal emtia fiyatları artmakta; bazı bitkisel yağlar ile mısır gibi ürünlerde de yukarı yönlü riskler belirginleşmektedir. Kısaca, iklim olayları ve küresel arz endişeleri, bazı gıda ürünlerde fiyat baskılarına neden olmakta, bu durum hayvansal üretim maliyetlerine yönelik yukarı yönlü riskler barındırmaktadır.
Jeopolitik gelişmelerle nisan ve mayıs aylarında tarihsel ortalamasının belirgin üzerinde gerçekleşen Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi, izleyen dönemde gerilemekle birlikte tarihsel ortalamasının üzerinde seyretmeye devam etmiştir. Yaşanan jeopolitik gelişmelerle Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler varlığını korumakta, küresel navlun maliyetleri olumsuz seyretmektedir. Küresel ve Çin’e yönelik konteyner endekslerinde mart ayından itibaren gözlenen yükseliş eylül ayının ilk on günü itibarıyla devam etmiştir. Kuru yük endeksleri de ağustos ayı ve eylül ayının ilk on gününde yüksek artışlar kaydetmiştir. Buna ek olarak, döviz kuru sepetinin artışı euro/ABD doları paritesi gelişmelerinin de etkisiyle ağustos ayında bir miktar yükselirken, eylül ayının ilk on günü itibarıyla ılımlı seyretmektedir. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri, ağustos ayında girdi ve ürün fiyat endekslerinde artışa, teslim sürelerinde de kısmi bir bozulmaya işaret etmiştir.
Ağustos ayında sektörel enflasyon beklentilerinde genel olarak yükseliş gözlenmiştir. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,2 puan yükselerek yüzde 29,4 seviyesinde; 2027 yıl sonu enflasyon beklentisi 0,5 puan artışla yüzde 21,9 düzeyinde gerçekleşmiştir. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,3 puan azalarak yüzde 23,7 olurken, yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi 0,2 puan yükselişle yüzde 18,0 oranında ölçülmüştür. 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,4 puanlık düşüşle yüzde 11,1 düzeyinde gerçekleşmiştir. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların on iki ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, ağustos ayında 0,3 puan yükselerek yüzde 32,8 seviyesinde ölçülmüştür. Aynı dönemde hanehalkının on iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,6 puan artarak yüzde 45,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir.
Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etmektedir. Ana eğilimin ağustos ayındaki yükselişinde önceki yıl eylül ayında tamamı gerçekleşen vakıf üniversite ücretleri artışlarının bu sene ağustos ve eylül ayına bölünmüş olması ile hac ücretlerinin kasım yerine bu yıl ağustos ayına kayması da etkili olmuştur. Bu kayma ağustos enflasyonunu yaklaşık 0,25 puan artırırken eylül enflasyonunu eğitim hizmetleri kaynaklı olarak mekanik biçimde aşağı çekecektir. Dolayısıyla geçen seneye göre farklı aylarda geçekleşen sözü geçen hizmet kalemlerinin ana eğilimde ağustos ayında oluşturduğu artışa ve eylül ayında oluşturacağı potansiyel düşüşe temkinli yaklaşmak önemli olacaktır. Öncü veriler mevsim etkilerinden arındırılmış aylık hizmet enflasyonunda yavaşlamaya işaret etmektedir. Eylül ayında temel mal grubu fiyatlarında ılımlı seyrin süreceği tahmin edilmektedir. Gıda grubuna ilişkin ilk veriler, başta sebze olmak üzere taze meyve ve sebze fiyatlarındaki gerileme ile bu grupta yıllık enflasyonun önemli ölçüde düşeceğine işaret etmektedir. Diğer taraftan, küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş eğiliminin, akaryakıt ve tüp gaz üzerinden enerji grubu yıllık enflasyonunu yukarı çekmeye devam etmesi beklenmektedir. Jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.
Para politikası
TCMB, 23 Ağustos 2026 tarihli duyurusu ile 1 Mart 2026 tarihinde ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine tekrar başlanmasına karar verildiğini ilan etmiştir.
Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tutmuştur.
Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır.
Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.
Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.’’