Necmeddin Bilal Erdoğan: "Türkiye bugün dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ülkeler arasında"

Bosphorus Diplomasi Forumu’nda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Türkiye bugün dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ülkeler arasında. 350 bin kadar misafir öğrencimiz var" dedi.

GENEL - 11-08-2026 15:09

Bosphorus Diplomasi Forumu’nda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, "Türkiye bugün dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ülkeler arasında. 350 bin kadar misafir öğrencimiz var" dedi.
Genç Diplomasi Derneği (GDD) tarafından Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda bu yıl 2’incisi gerçekleştirilen Bosphorus Diplomasi Forumu, İlim Yayma Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün katılımıyla başladı. Formun açılışında genç hafız Ahmet Furkan Çoban Kuran-ı Kerim tilaveti gerçekleştirdi.
Açılış oturumunda İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Genç Diplomasi Derneği Başkanı Selman Bilir, BDF’26 Akademi Başkanı Shamam Musa ve BDF’26 Operasyon başkanı Yiğit Emir Cantemür’un sorularını yanıtladı.

"Türkiye bugün dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ülkeler arasında"
’Birkaç yıl Türkiye’de eğitim alan bir gencin mezun olduğunda Türkiye’nin gönüllü bir kültür elçisine dönüşebilir mi?’ sorusuna yanıt veren Erdoğan, "Aslında eğitim diplomasisi dediğimiz zaman dünyada çok ciddi hareketlilik kazanan her geçen sene, akademik hareketliliklerden bahsediyoruz. Bunun bir seviye üzerinde de bilim diplomasisi olarak adlandırabiliriz. Bilim diplomasisi dediğimiz zaman işin içine artık yapılan ortak teknolojik çalışmalar, araştırmalar, kurumlar arası ilişkiler, irtibatlar da dahil olmuş oluyor. Ama şu anda 30 milletten misafirlerin olduğu bir Genç Diplomasi Derneği Forumu’nda aslında biz eğitim diplomasisinin belki bir cüzünü de görmüş oluyoruz. Türkiye bugün dünyada en çok uluslararası öğrenci çeken ülkeler arasında. 350 bin kadar misafir öğrencimiz var. Bunlar tabii üniversite ve üzerinde ağırlıklı olarak. Ve Türkiye gerçekten hem misafirperverliğiyle hem refah seviyesiyle hem üniversitelerinin, eğitim kurumlarının kalitesiyle gelen öğrencilerde çok ciddi oranda yüksek memnuniyet bırakan bir ülke. Bizim vakıf çalışmalarımızda, uluslararası öğrencilere yönelik faaliyetlerimizde, burs çalışmalarımızda, yurtlarımızda kalan öğrencilerden aldığımız geri dönüşlerde bu memnuniyeti tespit edebiliyoruz. Ve tabii dünyada Türkiye’nin farklı bir şekilde çerçevelenmeye çalışıldığını, özellikle Batı medyaları tarafından düşünürsek; Türkiye’yi Batı menfaatleriyle birebir uyumlu devam etmediğinden sorumlu tutmak isteyen bu anlayış, Türkiye’nin maalesef doğru tanınmasının önünde büyük bir engel teşkil ediyor. Öbür taraftan FETÖ gibi bazı hain yapılanmaların yurt dışında Türkiye aleyhine yaptıkları çalışmaları da biliyoruz elbette. Bunlar dikkate alındığı zaman Türkiye’ye gelen 350 bin uluslararası öğrencinin, işte bunun her yıl yeni 100-150 bin öğrenci olduğunu düşünürsek, dünyada Türkiye’nin doğru tanıtımına ciddi katkı sağlayacağını düşünmemiz lazım. Türkiye’nin gönüllü elçileri olacaklarına ben olduklarına da inanıyorum, olacaklarına da inanıyorum" dedi.

"Türkiye’deki uluslararası öğrenci sayısının 1 milyona rahatlıkla ulaşabileceğini düşünüyorum"
Türkiye’ye gelen uluslararası öğrencileri sadece Türkiye’nin ekonomisine katkı sağlayan birer misafir olarak düşünülmemesine dikkat çeken Erdoğan, "Sadece o açıdan bakacak olursak bile, Türkiye’de bir yılını veyahut da 10 ayını geçiren bir uluslararası öğrenci ortalama bir turistin bıraktığı dövizin en az 10 katını ülkemize bırakıyor. Bu şekilde düşünecek olursak 350 bin uluslararası öğrencinin 3,5 milyon aslında turiste tekabül ettiğini düşünün, ekonomik karşılık olarak. Ama bunun ötesinde, hani Türkiye’de üç gününü, bir haftasını geçiren, işte deniz kenarında tatil yapan bir turistin Türkiye’yle ilgili ne kadar reklam yapabilir, ne kadar Türkiye’nin elçisi olabilir kıyaslayalım, Türkiye’de eğitimi gören, Türkiye’deki üniversitelerin düzeyini gören, Türkiye’de hayatın nasıl olduğunu, sosyal ilişkilerin nasıl olduğunu gören bir eğitimli bireyin ülkesine döndüğü zaman Türkiye’yi nasıl tanıtacağını düşünün. Dolayısıyla çarpan etkisinin daha da güçlü olduğunu görebiliyoruz. O bakımdan ben gerçekten Türkiye’deki uluslararası öğrenci sayısının 1 milyona rahatlıkla ulaşabileceğini düşünüyorum. Üniversite altyapımız bu anlamda çok müsait ve güçlü. Bunun hem ekonomimize katkısı açısından kıymetli olduğunu düşünüyorum hem Türkiye’ye yönelik bir beyin göçünü sağlamak açısından güçlü olduğunu, güçlü bir koz olduğunu düşünüyorum hem de gerçekten Türkiye’nin dünyada doğru tanınmasına katkı sağlayacağını düşünüyorum." şeklinde konuştu.

"Dünyanın tamamını değerlendirdiğimiz zaman ciddi bir gönül coğrafyamızın varlığı bir gerçek
Somali Meclis Başkanı bir Türkiye mezunu olduğunu anlatan Erdoğan şunları söyledi:
"Öyle zaman oldu ki Kamerun’da belediye başkanlığı seçimine katılan bir Türkiye mezunu öğrenci beni ziyarete geldi, benimle fotoğraf çektirdi. "Nedir?" "Cumhurbaşkanının oğluyla fotoğraf çektirdim, seçimlerde kullanacağım." Kamerun’daki seçimlerde kullanacak. Kabul edelim; Batı bizim kadim komşumuz. Biz, hani ben genelde Kanuni’nin Barbaros’u donanmayla beraber Nice’e, Fransa’ya göndermesini hatırlıyorum, hatırlatmaya çalışıyorum gençlere. Sonuçta Osmanlı’dan Fransız Kralı yardım istiyor. İşte "Beni Kutsal Roma İmparatoru’na karşı koru" diyor. Osmanlı donanma gönderiyor. 9 ay leventler birkaç köy boşaltılarak Fransa’da konaklıyorlar. Fransa’yı Almanya’dan koruyoruz, öyle düşünün. Bu kadar eski, Avrupa’nın içlerinin içinde olan bir ülkeyiz sonuçta. Avrupa’yla ve Batı’yla ilişkilerimiz 500 yılın üzerinde. Zaman zaman acı, zaman zaman tatlı ama komşuyuz sonuçta, komşuluk da böyledir. Ama dünyanın tamamını değerlendirdiğimiz zaman ciddi bir gönül coğrafyamızın varlığı bir gerçek. İşte Balkanlar başta olmak üzere Orta Doğu, Kuzey Afrika, Türk Dünyası. Buralardan gelen öğrenciler için İstanbul’da, Türkiye’de eğitim görmek bir hedef, bir hayal. Ondan sonra Türkiye’de kalmak, çalışmak onlar için bir hedef, bir hayal."

"Uluslararası öğrencilerle kaynaşmasıyla ilgili de tedbirler, kolaylaştırıcı adımlar üstelik atmamız gerektiğini düşünüyorum"
Beyin göçünden bahsederken artık Türkiye’ye yönelik bir beyin göçünün gönül coğrafyasından gerçekleşmeye başladığını aktaran Erdoğan, " Buna karşı çalışan bazı zehirli toplumsal dinamikleri teşhir etmeliyiz, bunları kesinlikle ademe mahkûm etmeliyiz ve Türkiye’nin daha güçlü olması için bir kozumuz olan Türkiye’ye yönelik bu beyin göçü kozunun gerçekleşmesi için de bu uluslararası öğrencileri bir koz olarak görmeliyiz. Sizler de burada 30 milletten bir sürü ülkeden arkadaşlarınız oluyor. Sizi bu güçlü kılıyor. Şimdi bana deseniz ki işte: "Harvard’da master yapmanın en büyük faydası ne oldu sana?" Derim ki işte: "Dünyanın dört bir yanından arkadaşlarımın olması" derim. Öğrencilerin yarısı çünkü benim okuduğum sene başka ülkelerdendi, Amerika dışı ülkelerdendi. Onun için bütün dünya bu uluslararası networke sahip olmaya kıymet verirken, bizim Türkiye’de uluslararası öğrencilere karşı bir lobinin oluşmasına izin vermememiz gerekirken, öbür taraftan üniversitelerimizde öğrencilerimizin uluslararası öğrencilerle kaynaşmasıyla ilgili de tedbirler, kolaylaştırıcı adımlar üstelik atmamız gerektiğini düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin eğitim diplomasisindeki en büyük gücü üniversiteleri mi, gençleri mi, yoksa sahip olduğu medeniyet birikimi mi?" sorusunu da yanıt veren Erdoğan, Bunlar sonuçta farklı işin boyutları olarak değerlendirmek lazım. Az önce biraz bahsettim, yani Türkiye’de Cumhurbaşkanımız her ile üniversite hedefini koyduğu zaman ve bunu gerçekleştirdiği zaman eleştiri geldi akademik çevrelerden. Yani ’üniversite açmak için açmanın anlamı yok, kemiyete odaklanmanın anlamı yok, üniversitelerin sayısını işte 200’e çıkardığınızda ne oldu’ gibi Ama şimdi geldiğimiz noktada görüyoruz ki bu bir aslında her ile belli bir akademik düzeyi götürmeyi, üniversiteler arasında belli bir rekabetin oluşmasını sağlıyor, oluşturuyor. Yani sonuçta her şehirde bir üniversite lideri rektörün o şehirle ilgili kararlarda katkı sağladığını düşünmek lazım. Yani sadece valinin, belediye başkanının, işte OSB başkanının, Sanayi ve Ticaret Odası başkanının değil, bir de akademisyenin, bir rektörün olduğu bir şehir liderliğini Anadolu’nun en küçük şehrine de ulaştırmış oluyorsunuz. Anadolu’nun en ücra şehrinde bile fevkalade üniversite kampüslerini gördüğünüz zaman, oralara dünyanın işte çeşitli ülkelerinden öğrencilerin geldiğini gördüğünüz zaman Türkiye’nin çok yönlü tanınmasına da katkı sağlaması itibarıyla Türkiye’nin üniversiteleri elbette ki bir kozudur." değerlendirmesinde bulundu

"Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan milyonun üzerinde yurt kapasitesi olan bir üniversite yurt sistemi var"

Her geçen sene dünyadaki en iyi üniversitelerin sıralandığı QS, TİMES sıralamalarında ilk 500’e, ilk 1000’e Türkiye’den daha fazla üniversitenin girdiğinin altını çizen Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı:

"Her geçen sene daha fazla üniversitemizin daha iyi sıralara geldiğini görüyoruz. Dolayısıyla o atılan adımların, oluşan rekabet ortamının bugün üniversitelerimizin uluslararası kalitesinin de yükselmesine katkı sağladığını görüyoruz. KYK’nın yurt sistemini konuşacak olursak, dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan milyonun üzerinde yurt kapasitesi olan bir üniversite yurt sistemi de var ki bu da Türkiye’nin uluslararası öğrencileri çekebilmesi için bir koz oluyor. Bazı illerde kendi vatandaş öğrencilerimizle bu yurtları dolduramaz noktadayız şu anda. Buralarda uluslararası öğrencileri ağırlayabiliyoruz rahatlıkla. Ama körü körüne bir güçlü üniversite altyapınız, iyi yurtlarınızın olması sizi bir cazibe merkezi kılıyor mu? Elbette kılmıyor. Orada da işte sizin sorunuzdaki medeniyet unsuru devreye giriyor. Türkiye’nin çekim gücü olması, dünyanın başka ülkeleri de eğlenceyle, kaliteli otellerle, iyi teknoloji, enerji altyapılarıyla insanları çekebiliyor baktığımız zaman. Ama bunlarda o uzun erimli, ufuk görmekte zorlanıyorsunuz. Çünkü kültürel olarak aslında bir yozlaşma sunuyor, bir medeniyet netliği sağlamıyor misafirlerine. Ama buraya geldiği zaman insanlar, hani kültür tarihimizden getirdiğimiz katmanları görüyor ve bu katmanların aslında dünyaya bir mesaj verebilecek boyutunu görebiliyor. ’Neden güçlü Türkiye’yi önemsiyorsunuz?’ derseniz bana, çünkü güçlü Türkiye dünyaya bir mesaj verebiliyor. Bunu dünyanın başka güçlü ülkeleri için söyleyemeyebiliyorsunuz. Mesela bugün güçlü bir Çin var ama Çin’in kadim bir medeniyet olmasına rağmen şu anda dünyaya medeniyet perspektifinden ne vaat ettiğini hala anlamaya çalışıyoruz. Ama Türkiye bu anlamda işte insani diplomasiyi dünyaya önerebiliyor. Bunu mirasından getiriyor. Birçok milletin bir arada barış içinde yaşayabilmesi gibi bir şeyi dünyaya söyleyebiliyor. Bunu tarihte çünkü başarmış bir birikimi getiriyor. Böyle düşündüğümüz zaman bunun da bir aslında çekim gücü olduğunu düşünmek lazım. Ama bunu daha fazla anlayıp anlatmak gerektiğini de düşünüyorum."
Oturum sonrası basın mensuplarına da açıklamalarda bulunan Erdoğan," Genç Diplamasi Derneği; diplomasiye ilgili olan parlak lise öğrencilerini, üniversite öğrencilerini Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nda Bosphorus Diplomacy Forum ile ikinci defa bir araya getiriyor. Ve gençlerin gerçekten dünyanın meselelerini farklı boyutlarıyla ele alması, dünyanın dört bir yanından gelen gençlerin, Anadolu’nun dört bir yanından gelen gençlerin birbirleriyle tanışması, belli ortak değerler ve belli ortak dertler etrafında bir araya gelmesi gerçekten çok kıymetli. Dünyanın genelinde bu tür meselelere gençlerin ilgi göstermekte aslında daha geri gittiğini düşünürken, Türkiye’de böyle bir birleştiriciliğin ve böyle bir heyecanın olduğunu görmek. Güçlü liseli ve üniversiteli öğrencilerin dünyanın meselelerini Türkiye’de değerlendirmek için bir arada olduğunu görmek bence Türkiye’nin diplomaside gelecekteki gücünün de bugünden bir sinyalcisi olsa gerek. Bütün emeği geçen gençlerimize teşekkürlerimi iletmek isterim. İnşallah bu etkinlikleri uzun yıllar yaparlar. İnşallah gençlerimizin uluslararası meselelere vukufiyeti, uluslararası çalışmalarda, diplomaside rol alma gayretleri ve Türkiye’nin uluslararası organizasyonlarda, uluslararası kurumlarda ve kuruluşlardaki temsilinin güçlenmesine de çok ciddi katkı sağlayacağını düşünüyorum. Sizlere de takip ettiğiniz için çok teşekkür ederim" diye konuştu.
Günün Diğer Haberleri