Bakan Yumaklı: "Tarımsal hasılada da dünyada 7’nciliğe yükselmiş durumdayız"
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "2002 yılında tarımsal hasılada Türkiye 12’nci sıradaydı. Bugün tarımsal hasılada da dünyada 7’nciliğe yükselmiş durumdayız. 83,2 milyar dolar tarihimizin en yüksek seviyesidir. 2026 sonuçlarında bu rakamın çok daha yukarılara geldiğini göreceğiz" dedi.
EKONOMİ - 01-09-2026 14:38
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "2002 yılında tarımsal hasılada Türkiye 12’nci sıradaydı. Bugün tarımsal hasılada da dünyada 7’nciliğe yükselmiş durumdayız. 83,2 milyar dolar tarihimizin en yüksek seviyesidir. 2026 sonuçlarında bu rakamın çok daha yukarılara geldiğini göreceğiz" dedi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Foodist İstanbul Uluslararası Gıda ve İçecek Ürünleri Fuarı’nın açılış programına katıldı. Türkiye’nin tarımsal üretimdeki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yumaklı, 2002 yılında tarımsal hasılada 12’nci sırada bulunan Türkiye’nin bugün 7’nci sıraya yükseldiğini belirtti. Şu anda ulaşılan 83,2 milyar dolarlık tarımsal hasılanın Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesi olduğunu ifade etti.
"Tarımsal hasılada da dünyada 7’nciliğe yükselmiş durumdayız"
2002 yılında tarımsal hasılada Türkiye’nin 12’nci sırada olduğunu hatırlatan Yumaklı, "Bugün tarımsal hasılada dünyada 7’nciliğe yükselmiş durumdayız. 83,2 milyar dolar tarihimizin en yüksek seviyesidir. 2026 sonuçlarında bu rakamın çok daha yukarılara geldiğini göreceğiz. Bu Cumhuriyet tarihimizin tarımsal hasılaya ulaştığı en üst noktadır. Bugün, Türkiye 86 milyon vatandaşımızın ve 60 milyon turistin gıda arzını sağlıyor. Aynı zamanda da 185 ülkeye 2 bin 226 çeşit tarım ve gıda ürünü ihraç ediyor. Bundan da ekonomimize sağlanan katkı 32,6 milyar dolar" dedi.
Bakan Yumaklı, küresel iklim değişikliği ve kaynakların sınırlı olması nedeniyle tarım ve gıdanın ülkeler açısından stratejik önem kazandığını söyledi. Yumaklı, "Dünyadaki gelişmelere baktığımızda belki de insanlık tarihinin en önemli kırılma noktalarından birisini yaşıyoruz. Küresel iklim değişikliği zaten artık teoriden pratiğe geçmiş ve hayatımızın tam da göbeğinde yer almış durumda. Tarım ve gıda sektörü, gıda konusu, bu başlık bir milli güvenlik meselesi olarak devletler tarafından alınmış, algılanmış ve bu şekilde yönetilmeye başlanmış durumda. Nitekim dünyada yükselen bir gıda milliyetçiliği var. Ülkelerin kendi kaynaklarını koruma arzusu var" dedi.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2050 yılına yönelik projeksiyonlarına da değinen Yumaklı, "FAO’nun 2050 yılı projeksiyonu, dünyamızın bugünden çok daha fazla, ürettiğimizden daha fazla gıdaya ihtiyaç duyacağını gösteriyor ancak kaynaklarımız sınırlı. O zaman bir hedefimizin olması gerekir: Doğal kaynaklarımızı korumak, birim alandan daha fazla verim elde etmek, teknolojiyi ve planlamayı üretimin merkezine koymak, tarımı da sürdürülebilir bir anlayışla geleceğe taşımaktır" diye konuştu.
Türkiye’nin tarımsal üretimdeki payına ilişkin verileri paylaşan Yumaklı, "Bunun tesadüfi olmadığını gösteren somut verilerimiz var. 2025 yılı Dünya Bankası verilerine göre dünya ekonomisinde Türkiye’nin payı yüzde 1,35. Ancak tarıma baktığımızda çok daha güçlü bir tabloyla karşılaşıyoruz. Dünyadaki tarımsal üretimin oluşturduğu katma değerin yüzde 1,75’i Türkiye’ye ait" dedi.
"Tarım diplomasisi önemli bir alan haline geldi"
Tarımın ülkeler arasındaki ilişkilerde de önemli bir unsur haline geldiğini belirten Yumaklı, "Tarım aynı zamanda bir diplomasisi argümanıdır. Tarım diplomasisi başlığı artık ülkelerin çok önem verdiği ve bir yönetilebilecek alan olarak ortaya koyduğu bir husus" diye konuştu.
Çin pazarına yönelik çalışmalara da değinen Yumaklı, "Somon, çipura gibi, levrek gibi su ürünleri yanı sıra bazı ürünlerde özellikle, badem gibi ülkemizin belli bölgelerinde çok yoğun bir şekilde üretilen ürünlerimizin Çin pazarına girişiyle ilgili Ticaret Bakanlığımızla çok yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. Yine kanatlı etin önünde önemli engeller vardı, bunları çok kısa zamanda aşmış olacağız. Bazı ürünlerde dünya birinciliklerimiz var" ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin yeni ticaret güzergahları açısından da önemli bir fırsata sahip olduğunu söyleyen Yumaklı, "Türkiye’nin Suriye üzerinden Ürdün’e, oradan da Körfez ülkelerine uzanan bir kara yolu bağlantısı 15 Nisan 2026 tarihinde yeniden işler hale getirildi. Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan transit koridoru. Ben inanıyorum ki ihracatçılarımız bu hattı etkin bir şekilde kullanarak yeni bir ticaret güzergahını işler hale getirmiş olacaklar" dedi.
Yumaklı, "Hedefimiz çok açık: Üreticimizin emeğini yalnızca ülkemizin 86 milyon vatandaşıyla değil, dünyanın dört bir yanındaki üreticiler, tüketicilerle buluşturmak" diye konuştu.
"Sözleşmeli üretimi mutlaka hayata geçirmek durumundayız"
Tarım sektörünün dış etkenlere açık olduğuna dikkat çeken Yumaklı, sözleşmeli üretimin önemine vurgu yaptı. Yumaklı, "Birçok dış etkene maruz kalan tarım sektörü, sözleşmeli üretim olmadan denizin üzerindeki bir ceviz kabuğundan farksızdır. Eğer hakikaten gücümüzü korumak istiyorsak, sözleşmeli üretimi mutlaka ama mutlaka hayata geçirmek durumundayız" dedi.
Bu alanda düzenlemelerin sürdüğünü belirten Yumaklı, "Bu konuda düzenlemeler yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Belli zamanlar içerisinde bunları da kamuoyumuzla, sizlerle paylaşacağız" diye konuştu.
Sözleşmeli üretimin üretici ve sanayici açısından güven sağlayacağını ifade eden Yumaklı, "Ben sözleşmeli üretimi hem üreticilerimiz için hem de sanayicilerimiz için bir güvenli liman görüyorum ki o dalgalanmaları hem ticaret açısından hem de tüketici açısından yaşamamış olalım" dedi.