AXA, bugünün krizlerinden doğan beş yeni dünyayı haritaladı
Türkiye, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’e hazırlanırken AXA’nın "AXA Öngörü Raporu 2026: Geleceklerin Atlası" başlıklı yeni raporu, iklim kriziyle birlikte hızlanan teknolojik, toplumsal ve jeopolitik dönüşümlerin geleceği nasıl yeniden şekillendirebileceğini ortaya koyuyor. Gerçek verilerden ve güncel işaretlerden beslenen beş kurgusal bölge üzerinden ilerleyen çalışma; geleceğin tek, doğrusal ve herkes için aynı olmayacağına dikkat çekiyor.
GÜNDEM - 27-08-2026 14:39
Türkiye, Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’e hazırlanırken AXA’nın "AXA Öngörü Raporu 2026: Geleceklerin Atlası" başlıklı yeni raporu, iklim kriziyle birlikte hızlanan teknolojik, toplumsal ve jeopolitik dönüşümlerin geleceği nasıl yeniden şekillendirebileceğini ortaya koyuyor. Gerçek verilerden ve güncel işaretlerden beslenen beş kurgusal bölge üzerinden ilerleyen çalışma; geleceğin tek, doğrusal ve herkes için aynı olmayacağına dikkat çekiyor.
İklim krizi, yapay zekadaki hızlı gelişmeler, göç dalgaları, yaşlanan nüfus ve jeopolitik gerilimler artık eş zamanlı olarak dünyayı şekillendiriyor. Birbiriyle etkileşim halinde ilerleyen bu küresel dinamikler; kentleri, çalışma hayatını, üretimi, doğal kaynakları ve toplumsal ilişkileri bütünsel bir dönüşüme sürüklüyor. AXA Öngörü Ekibi’nin Berlin merkezli gelecek araştırmaları ve tasarım stüdyosu NORMALS iş birliğiyle hazırladığı ‘AXA Öngörü Raporu 2026: Geleceklerin Atlası’, "Gelecek nasıl olacak?" sorusuna tek bir yanıt vermek yerine, bugünün işaretlerinden hareketle birbirinden farklı beş olası geleceği görünür kılıyor.
Klasik gelecek tahminlerinden ayrılarak ‘Yeni Gelecek Arketipleri’ yaklaşımını kullanan rapor, her biri farklı bir coğrafi ve sosyoekonomik bağlama dayanan bu arketipleri; kurumların, toplumların ve karar vericilerin olası dönüşümleri bugünden tartışmasına yardımcı olmak üzere tasarlanmış düşünce araçları olarak sunuyor.
İklim krizi hayatın bütün düzenini değiştiriyor
Raporda yer alan gelecek senaryolarında iklim değişikliği tek başına bir çevre sorunu olarak kalmıyor. Nerede yaşanılacağını, hangi işlerde çalışılacağını, gıdanın nasıl üretileceği, kentlerin kimler için güvenli olacağını, göç yollarını ve ekonomik değerin nasıl tanımlanacağını değiştiren sistemsel bir kuvvete dönüşüyor.
İlk gelecek arketipi olan Ayokarang Resif Bölgesi’nde hızla kaybolan biyoçeşitlilik, korunması gereken doğal bir miras olmanın yanında sağlık, biyoteknoloji ve ekonomi açısından stratejik bir değere dönüşüyor. Mercan resiflerinin restorasyonu; yerel toplulukları, bilim insanlarını, yatırımcıları ve risk yöneticilerini aynı ekosistemde buluşturuyor.
Stüdyo Odgrod, yapay zekanın iş gücü üzerindeki etkisiyle şehirlerden kırsala yönelen yeni bir hareketliliği ele alıyor. Terk edilmiş tarım alanlarının teknoloji, kooperatif yapılar ve yeni üretim biçimleriyle canlandığı bu senaryo, dijital dönüşümün yalnızca meslekleri değil, insanların yaşadığı yerleri de değiştirebileceğini gösteriyor.
Amadare Ağı, iklim değişikliğinin zorlaştırdığı şartlar nedeniyle insanların yaşadıkları yerleri terk etmesinin karşısında kadınların liderliğinde hareket eden ve dayanışma ağlarıyla ayakta kalan toplulukları anlatıyor. Harmoni Limanı’nda ise iklim risklerine karşı ileri teknolojiyle korunan, abonelik temelli şehirler ortaya çıkıyor; ancak güvenliğin bir ayrıcalığa dönüşmesi, iklim uyumunun sosyal eşitsizlikleri derinleştirme ihtimalini de gündeme getiriyor.
Marsilya 2 ise, küresel ortalamadan çok daha hızlı ısınan Arktik’in yeni deniz rotaları, veri merkezleri, kritik mineraller ve egemenlik mücadeleleri üzerinden dünya ekonomisinin yeni rekabet alanlarından birine dönüşebileceği bir geleceğe bakıyor. Senaryo, iklim değişikliğinin yalnızca kayıplar oluşturmadığını; yeni fırsatlar kadar yeni bağımlılıklar ve jeopolitik gerilimler de doğurduğunu ortaya koyuyor.
"Dayanıklı bir gelecek için sigortacılığın da değişime uyum sağlaması gerekiyor. Geleceğin sigortacılığı önleyici, empatik ve adaptif olacak"
AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, rapora ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: "Risk, sigortacılığın ham maddesi. Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz riskler artık tek başına ortaya çıkmıyor; iklim değişikliği teknolojiden, göçten, kentleşmeden, sağlıktan ve ekonomik eşitsizliklerden beslenerek çok daha karmaşık bir yapı kazanıyor. Bir bölgede başlayan risk kısa sürede farklı coğrafyalara, sektörlere ve toplumsal kesimlere yayılabiliyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, dayanıklılığın kimler için mümkün olacağıdır. Güvenliğe, doğru bilgiye, güçlü altyapıya ve finansal korumaya erişimin adil biçimde sağlanamadığı bir dünyada, yalnızca daha ileri teknolojiler geliştirmek dayanıklı toplumlar kurmak için yeterli olmayacaktır.
Bu değişim, sigortacılığın rolünü de yeniden tanımlıyor. Önleyici sigortacılık yaklaşımımızla riskleri gerçekleşmeden önce anlamayı, kırılganlıkları azaltmayı ve müşterilerimizin değişen koşullara hazırlanmasına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Empati Güvencesi anlayışımız da tam olarak burada anlam kazanıyor. Müşterinin yaşadığı kaygıyı, ihtiyacını ve içinde bulunduğu koşulları anlayarak yalnızca poliçe sunmakla kalmayıp, hayatın farklı anlarında yanında olan bir yol arkadaşı olmayı önemsiyoruz.
2030 Adaptif Sigortacılık vizyonumuzla iklimsel, teknolojik ve toplumsal değişimleri yalnızca izleyen değil; bu değişimlerden öğrenen, öngörülerini sürekli güncelleyen ve çözümlerini yeni ihtiyaçlara göre uyarlayan bir sigortacılık modeli oluşturuyoruz. COP31’e Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı bu önemli dönemde, AXA Öngörü Raporu 2026: Geleceklerin Atlası ile bugünün kararlarının yarının dünyasını nasıl şekillendirebileceğini tartışmaya açıyoruz. Çünkü iklim değişikliğine karşı hazırlık yalnızca emisyonların azaltılmasıyla sınırlı değil; şehirlerden tarıma, sağlıktan teknolojiye, göçten finansal korumaya kadar hayatın tamamını kapsayan uzun vadeli bir dayanıklılık meselesi. Geleceği kesin olarak tahmin edemeyiz; ancak riskleri bugünden daha iyi anlayabilir, kamu, özel sektör ve toplum arasında güçlü iş birlikleri kurabilir ve değişime birlikte uyum sağlayabiliriz. Dayanıklılık ekonomisindeki liderliğimizi, sigorta ekosistem mimarlığına dönüştürmeye kararlıyız."